Serkan Ekin

Serkan Ekin
@Serche48
Öğretmen
Üniversite
Muğla
9 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Serkan Ekin

, bir kitap okudu
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 10:47
·
2026 15. kitabı
David Grossman
6.6/10 · 807 okunma
Reklam
Puan vermedi·296 syf.··
2026 5. kitabı
Zaman Sığınağı çağdaş edebiyatın zirvesi. Nostaljiyi bir "ilaç" olarak sunup, doz aşımıyla bir "zehre" dönüştürüyor. Kitap, sadece geçmişe duyulan özlemi değil, geleceğin yok oluşunu da anlatıyor. Farklı bir distopya sunuyor. Metni bir kaç boyuttan değerlendirdum Öncelikle kitabı diğer distopyalardan ayıran en büyük fark; baskının tankla tüfekle değil, "mutlu anılarla" gelmesi. Gaustine, başlangıçta Alzheimer hastaları için geçmişi dekore ederek masum bir "klinik" kurar. Ancak olaylar öyle bir noktaya evrilir ki, bütün bir Avrupa kıtası hangi "on yıla" döneceğini oylamaya başlar. Gospodinov burada çok sert bir yorum yapıyor: Geleceği hayal edemeyen toplumlar, geçmişi bir sığınak sanıp içine hapsolurlar. Romanın en gizemli karakteri Gaustine, klasik bir kahraman değildir. Gospodinov’un alter egosu da diyebileceğimiz baş karakter kendi yalnızlığını ve geçmiş takıntısını yansıtıyor. Gaustine her zaman "başka bir yerdedir" ve her zaman geçmiştedir. Onun karakterini farklı kılan, zamandan muaf olmasıdır; o bir insan değil, tarihin içinde dolaşan bir bilinçtir. Kitaptaki olayları özgün kılan en önemli nokta ise nostaljinin aslında bir hafıza kaybı olduğunu hatırlatmasıdır. Ülkeler hangi yıla döneceklerini tartışırken, o yılların acılarını (savaşlar, kıtlıklar, baskılar vb.) görmezden gelip sadece estetiğine (mobilyalarına, şarkılarına, kokularına vb.) odaklanırlar. Bu, tarihin bir tema parka dönüştürülmesidir. Gospodinov, "geçmişin yeniden canlandırılmasının", aslında geleceğin öldürülmesi olduğunu savunuyor. Roman ilerledikçe, anlatıcının zihni de tıpkı bir Alzheimer hastası gibi parçalanmaya başlar. Cümleler kısalır, sahneler birbirine karışır. Bu teknik, okuyucuya şunu hissettirir: Eğer dünya geçmişe sığınmaya karar verirse, "şimdi"yi tutacak bir dil
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,729 okunma
Bir ülkenin otopsisi
Puan vermedi·280 syf.··
2026 4. kitabı
Damon Galgut’un Vaat’i kitabın anlatım tekniği ve bu tekniğin karakterler üzerindeki soğukkanlı etkisi bakımından çok özgün bir tarz sunuyor. Kendimce not aldığım bazı önemli tespitlerimi paylaşmak istiyorum. Kitabı okurken 'Adolescence' dizisini izliyor izlenimine kapılmıştım. Kamera akıştan kopmadan bir karakterden diğerine geçiş yapıyor sanki. Galgut da bu romanda edebiyatta nadir görülen bir teknik kullanır: Anlatıcı, bir karakterin zihninden diğerine, bazen de bir odadan diğerine bir hayalet gibi, cümle ortasında geçer. Bu durum okuyucuda şu hissi yaratır: Hiç kimse özel değildir ve herkes aslında aynı kaçınılmaz sona yani ölüme doğru sürüklenmektedir. Karakterler kendi dramlarını yaşarken, anlatıcı onlarla alay edercesine mesafelidir. Romanda Güney Afrika’nın tarihsel trajedisi de anlatılıyor ve aslında bireyin bu gelişmeler içinde ne kadar küçük kaldığını gösteriyor. Çoğu romanda bir vasiyet veya söz, karakterleri harekete geçiren bir "amaç" olur. Ancak burada vaat edilen o ev ve toprak, Salome için bir yük, Swart ailesi içinse bir tümör gibidir. Romanın sonunda Lukas' in da belirttiği gibi Salome, o toprağa zaten aittir; ona sahip olmak hayatını değiştirmez çünkü sistem zaten onu köleleştirmiştir. Swart ailesi ise o sözü tutmadıkları her on yılda biraz daha çürür. Yani vaat, bir ödülden ziyade, ahlaki bir borcun faizi gibi aileyi içten içe kemirir. Bu kitabı farklı kılan, karakterlerin büyük kahramanlıklar veya büyük kötülükler yapmamasıdır. Onlar sadece beklerler. Anton, sistemden nefret eder ama konforunu bırakamaz. Astrid, yüzeyselliğin içinde boğulur. Amor bile vicdan azabı çekmesine rağmen on yıllarca somut bir şey yapamaz. Roman adeta kötülüğün "korkunç eylemlerle" değil, "yapılması gerekeni yapmamakla nasıl büyüdüğünü gösterir. Kitapta fiziksel
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022726 okunma