Serkan Ekin

Serkan Ekin
@Serche48
Öğretmen
Üniversite
Muğla
9 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bu topraklarda asla kendin olamazsın
9/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Pamuk'a yapılan tüm eleştirilere rağmen mükemmel bir kitap bence. Önce ismi neden 'Kara Kitap'? İslam felsefesinde ve tasavvufta "Siyah Nur" kavramı vardır; mutlak hakikate ulaşmadan önce karanlık, her şeyin birbirine karıştığı kafa karışıklığı evresini temsil eder. Galip’in İstanbul sokaklarındaki kayboluşu, aslında bu Siyah Nur'un içinde kaybolup kendi hakikatini doğurma çabasıdır. Kara Kitap, görünüşte Galip’in kendisini terk eden karısı Rüya’yı ve ortadan kaybolan gizemli köşe yazarı kuzeni Celâl Salik’i arayışını anlatır. Ancak bu arayış, Doğu-Batı sorunsalının ötesinde, edebi bir kimlik yamyamlığı ve varoluşsal bir dedektiflik hikayesidir. İstanbul'un altındaki o kuruyan çamur, Batılılaşma sancıları çeken bir toplumun aceleyle dibe ittiği, saklamaya çalıştığı ama asla yok edemediği kültürel molozlarıdır. Pamuk, Galip'i bu çökmüş nehir yatağında yürüterek aslında onu kendi geçmişinin, yani Doğu'nun o karanlık ve darmadağınık köklerinin içine fırlatır. Galip Rüya'yı ararken aslında bu kültürel mezarlıkta kendi yüzünü aramaktadır. Tasavvuftaki Hurufilik üzerinden bir özgünlük arayışı işler. Galip, kaybolan Celâl’in dairesine yerleşip onun kıyafetlerini giydiğinde ve onun yerine yazmaya başladığında trajik bir gerçeği ifşa eder: Bu topraklarda kendini bulmanın tek yolu, tamamen bir başkası olmaktır. Kara Kitap, düz bir çizgide okunacak bir roman değil. Sayfaları arasında dönüp durduğunuz, İstanbul'un sokak isimlerinde kaybolduğunuz bir sarmal. Kendisi olmaktan korkan, sürekli bir başkasının hikayesine sığınan modern insanın ve bu coğrafyanın en dahi işi röntgenidir.
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Reklam
Mesele para değil yeğen
Puan vermedi·94 syf.··
2026 20. kitabı
Basit bir "başarı ve satış taktiği" kitabı sanabilirsiniz adına bakarak. Ancak kitabın satır aralarına dikkatle baktığınızda, Mandino’nun aslında bir satış el kitabı değil, bilişsel yeniden yapılandırma rehberi yazdığını fark edersiniz. Pathros, Hafid’e parşömenleri teslim ederken aslında ona maddi bir zenginlik formülü vermiyor. Mandino, Pathros karakteri üzerinden kadim bir psikolojik gerçeği fısıldıyor: "Alışkanlıkları ancak başka bir alışkanlık alt edebilir." Kitapta her parşömenlerin otuz gün boyunca günde üç kez (özellikle de bilincin en açık ve savunmasız olduğu uykudan hemen önce) okunması istenir. Mandino, 1960'ların sonunda, insan beyninin kelimeler ve tekrarlarla nasıl manipüle edilebileceğini çözmüş ve bunu mistik bir ticaret hikayesinin içine gizlemiştir. Bu kitap ticareti değil, doğrudan insan beyninin çalışma mekanizmasını anlatır. Kitabın bence zayıf kalabileceği tek nokta, parşömenlerin içeriğindeki o hafif "aşırı iyimser" ton. Dünyanın her zaman sadece sevgiyle döneceğine inanmak edebi olarak çok güzel olsa da, günümüzün rasyonel ve sert dünyasında bazen fazla naif kalabiliyor. Yine de, metnin kısalığına rağmen bıraktığı tortu oldukça derin. Eğer bu kitabı sadece "nasıl zengin olunur?" gözlüğüyle okursanız, sıradan bir kişisel gelişim masalı bulursunuz. Ama onu kendi zihinsel kalıplarınızı kırmak için yazılmış bir "zihin antrenmanı kılavuzu" olarak okursanız, kütüphanenizin en değerli parçalarından birine dönüşür.
Dünyadaki En Büyük SatıcıOg Mandino · Boyner Holding Yayınları · 2015447 okunma
Klasik müzik eşliğinde toksik bir ilişki
Puan vermedi·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 00:36
2024 Booker ödülü aldığı için büyük bir umutla okudum ama maalesef beni çok etkilemedi. Yazar kişisel saplantılı bir aşk hikayesi ile Doğu Almanya'nın çöküşünü birbirine paralel şekilde nasıl çürüdüğünü anlatıyor. Katharina ve Hans arasındaki ilişkinin çürümesi, Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve Doğu Almanya’nın Batı tarafından yutulmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Rejim çökerken aralarındaki aşk da karşılıklı işkenceye dönüşüyor. Hans, Katharina’nın bir başkasıyla kısa süreli bir yakınlaşmasını öğrendiğinde, ona saatlerce süren "itiraf" kasetleri doldurtuyor. Tıpkı Doğu Alman gizli servisi Stasi’nin insanların hayatını kayıt altına alıp onları bu kayıtlarla mahvetmesi gibi. Aşıklar arasındaki 30 yıldan fazla yaş farkı bir yana roman bana sürekli rahatsızlık verdi. Kitabın ana fikrini; birine duyulan aşk, bazen bir diktatörlüğe duyulan sadakat kadar kör ve yıkıcı olabilir, şeklinde anladım. Hans’ın Katharina’yı kasetlerle ve sorgularla terbiye etme biçimi, devletin vatandaşı üzerindeki baskısından farksız. Duvar yıkıldığında ve özgürlük geldiğinde, her iki karakter de bu yeni ve vahşi özgürlükle ne yapacaklarını bilemezler.
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,120 okunma
Burada olmaz deme
Puan vermedi·240 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 17:36
"batılı ve medeni" bir toplumun nasıl Suriyeleşebileceğini gösteren distopik bir roman. Çok yoğun ve boğucu. Roman, bir annenin "her şey düzelecek" umuduyla "kaçış" arasındaki o çok geç kalınmış kararsızlığını işliyor ve biz de bu arada ister istemez bizim ülkemiz de böyle olur mu diye sormadan edemiyoruz.
Edebiyat
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,942 okunma
Gülmek çığlık atmaktır
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 10:47
Kitabın neredeyse tamamı bir stand-up gösterisi sırasında geçiyor. Ancak ana karakter Dovaleh G., sahnede insanları güldürmek için değil, onları kendi acısının içine çekmek için vardır. Sıradan bir komedi gösterisi izleyicinin rahatlamasını sağlarken, Dovaleh’in gösterisi izleyiciyi suç ortağına dönüştürür. Hikâyenin temelinde, Dovaleh’in çocukken bir askeri kamptayken aldığı bir haber vardır: Bir cenazeye gitmesi gerekmektedir ama ölenin annesi mi babası mı olduğu söylenmemiştir. O yolculuk boyunca çocuğun zihninde kurduğu "kim ölsün?" pazarlığı, insanın en çiğ ve en korkunç yanını ortaya koyar. Kitabı özgün kılan, bu kadar ağır bir ahlaki yükü, bir "stand-up" formatının içine sığdırabilmesidir. Bu kitap, "Gülmek, çığlık atmanın başka bir yoludur" sözünün edebiyattaki karşılığıdır. Grossman, bir insanın en büyük travmasını bir şaka formatında anlatarak, acının estetize edilmesine karşı çıkar. Kitabı bitirdiğimde kendimi hem yorgun hem de kirli hissettim çünkü Dovaleh bizi en saklı utançlarımızla yüzleştiriyor.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018807 okunma
Reklam