Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!"
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
İnsan sevdiklerinin iyiliğini istediği için onlara müdahale etmeden duramıyor ama bunun bir faydasını da görmüyor aslında. Kendi adıma ben, ancak başkalarına müdahale etmeyi bırakıp, "tevekkül" ettiğim zaman rahat ettim, biliyor musun? Pek çok insan için tevekkül etmek, pasif kalmak demek; hâlbuki tam tersine. Tevekkül, kabulün ve uyumun getirdiği som bir huzur hâlidir. Edilgen değil, etkindir. Kainatta değiştiremeyeceğimiz, tam anlamıyla vakıf olamayacağımız hâller arz edebilir. Bu haller de dahil, tüm var oluşa aşkla yaklaşmak mümkün.