Tren Dumlupınar abidesinin kurulduğu tepenin eteklerinde durdu. Yukarı çıkmadan önce köyü dolaştım, köydeki kadınlara sordum:
- Buraya niçin geliyorlar, tepeye niçin çıkıyorlar acaba?
Aldığım karşılık şu oldu:
- Kim bilir? Biz ne biliriz? Türbe mi var, ziyaret mi var? Her yıl böyle akın akın gelip yukarı çıkarlar.
Yüreğim derinden, çok derinden sızlamıştı.
Türk topraklarının temelini yoğuran ve şimdi abide denen bir taş yığının sembolleştirdiği büyük varlığının gönüllerimizde yer tutmasından başka bir şey beklemeyen Mehmetçikten, demek ki oralarda kimselerin haberi yok.
Sayfa 58 - Bunlar ve bunun gibi şeyler bilimesin diye köylerde yaşayan insanları eğitimsiz, okulsuz bırakmak için ellerinden geleni yaptılar.·Kitabı okudu
Kitap 800 sayfadan oluşan bir klasik. Çok farklı ve muhteşem kurgulanmış. Sizi içine almadan okuyacağınız bir tek sayfa bile yok. Okurken niye daha hızlı okuyamıyorum hissi uyandırıyor. Ayrıca 1850 yılında İngiltere'de ki kadınların ne kadar zor şartlarda yaşadığını net biçimde gözler önüne seriyor. Zaten kitabın sonunda, İngiltere'de o günün şartları Kadına; Kocasını kayıtsız şartsız sevmesini, onun şerefini korumasını ve ona itaat etmesini söylediğini belirtiyor. Duygusal gerilim bir kitap. Ben çok severek okudum.
Beyazlı KadınWilkie Collins · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,189 okunma
Bu ülkede evlilik, kadına, kocasının benimsediği ilkelere dair kendi görüşlerini belirtme hakkı tanır mı? Tanımaz! Kocasını kayıtsız şartsız sevmesini, onun şerefini korumasını ve ona itaat etmesini söyler kadına sadece.
Sayfa 782 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu