Serhad

Serhad
@Serhade
( Bilinmeyen duyulmayan görülmeyen ROZA aşığı )Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz… Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süreceğiz…
Bilgi zamanı (ALINTI)
İlginizi çeker mi bilmiyorum ama, ben yine de paylaşacağım. Arkadaşlar işinize yarayabilir. Notos dergisinin düzenlediği ,248 aydının seçtiği en iyi 100 Felsefe Metni’ni seçti. 1- devlet – platon 2- saf aklın eleştirisi – immanuel kant 3- böyle buyurdu zerdüşt – friedrich nietzsche 4- varlık ve zaman – martin heidegger 5- ethica – baruch spinoza 6- tinin fenomenolojisi – georg wilhelm friedrich hegel 7- kapital – karl marx 8- tractatus logico – phillosophicus – ludwig wittgenstein 9- metafizik – aristo 10- varlık ve hiçlik – jean paul sartre 11- sokrates’in savunması – platon 12- komünist manifesto – karl marx-friedrich engels
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bitmeyen hikayeler (ALINTI)
"... Yarım kalmış bir türküydü yolculukları Okunulması yasaklanmış, bitirilmemiş birer şiirdiler".. İsmail Şimşek #12EylülDarbesinin acı bilancosu; 1) TBMM kapatıldı,anayasa kaldırıldı. 2) 500 binden fazla kişi göz altına alınırken,1 milyondan fazla kişi fişlendi. 3) 517 kişi idam cezasına çarptırıldı,50'si idam edildi. 4) Binlerce kişi terör örgütü üyesi olmakla suçlandı. Yüzlerce hakim,öğretmen ve avukatın işine son verildi. 5) 171 kişi işkenceden,440 kişi kuşkulu şekilde öldü. 43 kişi intihar etti,90 kişi çatışmada hayatını kaybetti. 6) 400 gazeteciye toplamda 3 bin yıl hapis cezası verildi.Yüzlerce iş yeri,dernek kapatıldı. 7) Tonlarca dergi,makale,gazete imha edildi. 8)Filmler ve kitapların birçoğu "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı. 9) Cezaevlerinde 200'den fazla kişi nedeni bilinmeyen bir şekilde hayatını kaybetti.
MERHABA GÜZEL İNSANLAR
"Merhaba dedi,merhaba dedim" Sonrasını getiremedik , Yorgunduk. O kendi yoluna gitti, Ben kendi dağıma..
Çözüm için daima başka bir yol mutlaka vardır. Günün Fıkrası =D =D Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği Haham’a, “Bana Tevrat’ı öğretmenizi isterim” der. Haham, olmazlanır: “Sen Yahudi değilsin, kafan da Yahudi gibi çalışmaz. Tevrat’ın kelamını anlaman mümkün değil.” Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır. “Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen, öğretirim” sözü verir. Papaz, “Kabul” diye yanıtlar. “Sor bakalım!” Soru gecikmez: “İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?” Papaz, “Bundan kolay ne var?” diye atılır. “Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz.” Hamam içini çeker, “Sana Tevrat’ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi: Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz.” Papaz, kafasını kaşır. “Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?” Haham aynı soruyu yeniden sorar: “İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?” Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, “Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!” Hamam, başını sallar. “Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğini görünce, gider yıkanır.” Papaz itiraz eder: “Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki…” Haham, parmağını sallar: “Seni uyardım, bu kafayla Tevrat’ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat’ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin.” “Peki, peki” diye inler Papaz. “İzin ver, bir kez daha