Şaşkınlık ve acıyla karşılıyorlar kısacık yaşamımızın bitişini. Ne için öldürüldüğümüzü soruyorlar birbirlerine. İntikam, arzular, ideoloji hakkında fikirler yürütüyorlar. Oysa cinayetler dosdoğru, katıksız, bunlardan bağımsız da gerçekleşebilir. Tahmin edemezler mesela beni, sair olamamanın acısının öldürdüğünü; Sedat'ı, Ses ve Öfke'nin, Lubomir'i, unutulmanın. Bir sehir, bizi istemediği için; bir topluluk, bizi arasına alamadığı için degil asla. Bulaşıcı bir hikayeye dönüştüğü için hayatlarımız, ağızdan ağıza aktarılan çirkin bir dedikoduyla anlatıldığımız için ölüyoruz. Katillerimizin kendilerini yeterince ifade edemedikleri için bizi öldürdükleri tahmin edilemiyor.