gittin, seninle beraber gitti umudum, mutluluğum
artık nasıl isterim senin aşkını?
bu kapkara ve acı sessizlikte
nasıl ararım tek öpücüğünle gelen sarhoşluğu?
ay şahit, onun taş kalbini
ben yumuşattım sevgimin büyüsüyle
ay şahit, coşkunun gözyaşları titredi
onun tarifsiz, vahşi gözlerinde
mehtaplı gecelerin derinliklerine
sonsuz dalgaların göğsüne gitmiştik bir kayıkla
meclisimize açardı yıldızların bakışları
o sessiz, vahşı ve güzel gece yarılarında
yine bir kalp düştü ayaklarımın ucuna
yine bir çift göz bakakaldı yüzüme
yine bir savaşın kargaşası içine girdim
aşkım, galip geldi yine soğuk bir kalbe...
Senin aşkın ay ışığı
cahilce vuruyor bataklığa, inliyor
senin aşkın bolluk getiren bir yağmur
kalbin taşlığında günah işliyor
sonsuz bir karanlığım ben, sonsuz bir yokoluş
sen, umudun parlak güneşisin
ey mutluluk saçan ışık
ruhuma vuruyorsun ama sen bana geçsin
hayalin suskun çehresinde yine
günah öğreten gözlerin gülümsedi
yine ben kaldım, kalbimin köşesinde bir de
senin busenin yakıcı hasreti.
yine ben kaldım ve bir yudum heves
yine ben kaldım ve bir avuç umut
gözlerinden gönlüme yansıyan
yakıcı aşkının hatırası bir de
hayalin eli yalnızlığıma
mutlu suretini nakşetti senin yine
dudaklarına mestlik hevesi döktü
bakışlarında yakıcı kıvılcımlar öylece...