Göğsümde bir gül çarkı dönüyor, çelenk yaldızları saçarak.
Bundan böyle yanardağları beslerim artık,
Hayatımın eşsiz bahçesini yukarı fırlatmam,
Bir şimşekle kürenin ortasına gönderirim.
Bu şehirde önemsemezlerdi beni, neşeliydim.
Üstelik boş sözler söylemeyi severdim,
Başka şehirlerden ve çocuklardan konuşurdum:
Namuslu, çünkü şair olan bir forsadan,
Bir dudak bükülmesiyle sevilen o kovboydan,
Bir ressamdan ve bir noktalama işaretinden.
Ciddi şeyler anlatmam beklenmezdi.
Yeni yeni İsmet Özel ile tanışmaya, şiirlerini yeni yeni dinlemeye başlamıştım. O sıralar gözüme çarpan -ki halde artık ölümsüz kalan- "Yıkılma Sakın" şiirine denk gelmiştim. Araştırdığımda, şiiri Ataol Behramoğlu'na yazdığını görünce şaşırmıştım. Ataol Behramoğlu'nun şiirine de denk gelmiştim ama eh tabii "Vay be" durumu yaşanmıştı tabii.
TÜYAP fuarında "Ulan şurada İsmet Özel ya da Ataol Behramoğlu olsa da, "Yıkılma Sakın!" diye bir imza koparsam, keyifli keyifli ayrılsam" diye düşünürken, kapıdan ilk girdiğim ve gördüğüm ilk stand Cumhuriyet Kitapları standı ve imzacılarda Ataol Behramoğlu. Bu kadar şans olamaz derken, kendimi bu durumu anlatırken buldum Behramoğlu'na. Velhasıl, külliyatını -maalesef- edinemeden, tanıştığım kitap bu kitap oldu.
Beyaz, İpek gibi Yağdı Kar kitabı 50 yıldan seçilmiş 100 şiir derlemesini barındırıyor. Genellikle toplumsal şiirler yazan şair, lirik, epik, kendi içinde kopardığı fırtınayı bize çok güzel, betimle boğmadan aktarmış. Aslında bir incelemeden ziyade anımı paylaştım gibi görünse de, aslında böyle gibi görünmekte. Keyifli bir okuma oldu benim için. Meraklısına tavsiye ederim.