Her vakit bir peygamberin sırrıdır. İkindi, Yunus olma vaktidir. Firak, günü yutar. Gün hüzünle sararır. Balığın karnındaki gibi vakit sıkışır. Gölgeler uzar, Peygamberimizin gölgesi gibi. Peygamberimiz dünyayı bir güne benzeterek “Ben ikindi vakti geldim. “ buyurmuştu. Vakit bitmek üzeredir, zaman daralır. Ama ikindinin gölgesi en uzun gölgedir. Peygamberimizin gölgesi de öyle, tüm asırlara uzanır.
İrvin Yalom’un dilini sevip okuduğum 3. kitabı oldu. Kitabı okurken, kendinizi terapi seansında sessiz bir şahit gibi hissediyorsunuz. Terapistin gözünden durumları yorumlamaksa bulunmaz bir nimet gibi. Kişisel gelişim kitapları gibi kurgusal ve düşünsel boyutlarda sorunlar yok. Elle tutulur sorunlar ve onlara çözümcü bakış açıları var. Sonunda, her insanın biricik olduğu ve bu nedenle kategorilenemeyeceği vurgulanan şefkatli bir kitap.
“Sanırım olayı çözdüm. Benim kendiliğimin eksik olduğunu, içinizde kendimi aradığımı, içimdeki boşluk yüzünden ihtiyaçlarımı ve arzularımı isimlendiremediğimi ve tam da bu nedenle Marie konusunda bir karar veremeyip bu kararı vermeye onu mecbur bıraktığımı ve zihninizde var olma çabamın da bununla alakalı olduğunu..”