Peyami Bey’in her kitabı gibi bu kitabı da yaşamı ve ona verdiğimiz anlamları sorgulattı. Kalemini zaten çok beğeniyorum. Duyguların her bir kıvrımını dökebiliyor yazıya. “Evet, ben de böyle hissetmiştim!” derim. Daha iyi bir anlatım da düşünemem ama. Bazen de durup durup kelime öbeklerinin uyumuna şaşakalırım. Ezberleyip bire bir kullanasım gelir. Bu yönüyle hem keyifli bir okuma sunuyor hem de kelime haznemi geliştiriyor.
———-spoiler——
Akışına bakarsak sık sık supranormal hadiselere yer verilmiş. Başlarda karakterin rahatsızlığı mıydı, öyle miydi böyle miydi derken ikinci bölümde ürkütücü bir gerçeklikle karşı karşıya kaldım. Kitaba adını da veren Matmazel Noraliya’nın rolü de ikinci bölümde. Baş karakter Ferit’in aklı beş karış havada ve ayrangönüllü olmasından mı nedir genç ve güzel bir hanım olarak bekliyordum matmazeli. Ama bahsi az geçmesine rağmen gidişatı tümüyle değiştiren bir nineyle karşılaştım. Nineciğimiz ömrü boyunca zorluklarla sınanmış. Pek talihsiz diyeceğimiz türden. Hatta annesi şöyle diyor:”Ben hayatta fazla bahtiyar olmadım. Velakin sen hiç saadet yüzü görmedin. “ Hayatı boyunca da Müslüman ve Türk kimliğini muhafazaya uğraşmış. Nuriye asıl adı. Noraliya denmesini de hiç istemiyor. Kitabın adına dahi konması teessür ederdi onu şüphesiz. Ama onu ölümünden sonra da hatırlatan yönü, bir ermiş edasıyla Ferit’e ilhamlar vermesi. “Koltuğu” ise onun 32 yıl boyunca özdeşleştiği bir imge olarak kullanılıyor zannedersem. Ferit’in arkadaşı Aziz Bey’le konuşmalarında kimi zaman kayboldum. Bir kez daha okursam daha çok anlayacağımı ümit ediyorum.