Selman Akalan

Selman Akalan
@Sesosaaa
Hayatı seviyor musun? -Öyleyse zamanı çarçur etme, çünkü hayat ondan ibarettir. Sen zamanını boşa harcarsan gün gelir zaman seni harcar! En ağır silleleri vursa da kader, Ezilir belki ama eğilmez başım. (JACK LONDON)
Pessoa
Hayatımdan zevk almayı amaçlamıyorum. Sadece onun yüce olmasını istiyorum; bu ateşi sürdürmek için bedenimi, ruhumu yavaş yavaş yakmak zorunda kalsam bile.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünyanın başlangıcından beri bana hakaretler yağdırıldı ve iftira edildi. Beni savunan şairler bile –ki yaradılış olarak dostlarımdır– beni iyi savunmadılar. İçlerinden biri –Milton denen bir İngiliz– asla çıkmamış belirsiz bir savaşı, yandaşlarıma ve bana kaybettirdi. Bir diğeri Goethe denen bir Alman – bir köy trajedisinde bana muhabbet tellalı rolü verdi. Ama ben, onların sandığı kişi değilim. Kiliseler benden tiksiniyor. İnananlar adımı duyunca titriyor. Ama onlar isteseler de istemeseler de, bu dünya benim bir görevim var. Ben ne Tanrı’ya başkaldıran kişiyim ne de inkâr eden tin. Ben İmgelem Tanrısı’yım, yitiğim çünkü yaratmıyorum. Çocukken, oyuncaklardan oluşan düşleri benim sayemde görüyordun; kadın olduğunda, bu düşlerin dibinde uyuyan, geceleyin seni kucaklayacak prenslere ve fatihlere benim sayemde sahip oldun. Ben, sesi esriklik, ruhu yanılgı olan, yaratmadan yaratan Tin’im. Tanrı beni, geceleyin kendisini taklit etmem için yarattı. O Güneş’tir, ben Ay. Benim ışığım uçucu ve sonlu olan her şeyin, bataklıklarda veya gömütlerde geceleri görülen hafif parıltının, nehir kıyılarının, bataklıkların ve gölgelerin üzerinde gezinir. Hangi erkek göğüslerinin üstüne benim olan o eli koydu? Benimkinin eşi bir öpücükle öpüldün mü? Uzun, sıcak ikindilerde, o kadar düş görürdün ki düş gördüğünü düşlerdin hani, sana tüm mutluluğu verecek, seni sonsuza dek kucaklayacak birinin buğulu, hızlı karaltısını düşlerinin derinlerinden geçerken görmedin mi? Bendim o. Benim. Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim. Belki Tanrı’nın kendisi bile, Dipsiz Derinlik’in uçsuz bucaksız dibinde, beni aramaktadır, onu tamamlayayım diye,ama Çok-Yaşlı-Tanrı’nın –Yehova Satürnü’nün– laneti ikimizin de üzerinde dolaşıyor, bizi birleştirmesi gerekirken ayırıyor ki yaşam ve
Ben ebedi Farklılık’ım, ebedi Ertelenmiş, Dipsiz Derinlik’in Artığı’yım. Ben, Yaratılış’ın dışında kaldım. Ben, Dünya’dan önce var olan dünyaların Tanrısı’yım – İsrailoğulları’ndan önce kötü hüküm sürmüş Edom krallarının. Bu evrendeki mevcudiyetim, çağrılı olmayan bir kimsenin mevcudiyetidir. Var olmayı başaramamış, ama olmak üzere olan şeylerin anılarını taşıyorum kendimde. (O zamanlar ne bir karşıtlık ne de bir denge vardı.)
Ben doğuştan şairim, çünkü ben yanlışlıkla konuşan hakikatim ve sonuçta tüm yaşamım, alegori kılığına girmiş ve simgelerle açıklanan özel bir ahlak sistemidir.”