Bir düşünelim gerçekten, biz ne diyoruz; açıkça sevmek gizli gizli sevmekten daha güzeldir, bundan da güzeli en iyi soylu, en değerli insanlar, başkalarından çirkin de olsalar, sevmektedir. Seven bir insanı desteklemek için hepimiz neler yaparız! Kötü saydığımız bir iş için yapar mıyız bunları? Birisini elde etmek güzel, elden kaçırmak çirkin sayılır bizde. Elde etme işinde biz sevenin en olmayacak serüvenlere katılmasını hoş görürüz, bundan başka neyin peşine düşsek, neye can atsak, felsefenin en acı yergilerine uğrarız. Sevgililerin birbiri için yaptıklarını biri çıkıp da para, mevki, iktidar elde etmek için yapsa, dileğine varmak için yalvarıp yakarsa, yeminler etse, kapı önlerinde yatsa, hiçbir kölenin katlanamayacağı köleliklere katlansa, dostlarını da, düşmanlarını da karşısında bulur; düşmanları onu dalkavuklukla, el etek öpmekle suçlandırır, dostları da ona sitemler eder, yaptıklarından utanırlar. Oysaki bütün bunları seven bir insan yaptı mı hoş görülür, hatta gelenek onu ayıplamak şöyle dursun, dünyanın en güzel şeyini yaptığına inanır. İşin garibi, yemin edip yeminini bozduğu zaman bile Tanrıların kendisini hoş göreceği sanılır. Atasözünün de dediği gibi, sevgi yemini yemin sayılmaz. Demek ki Tanrılar da, insanlar da sevene tam bir özgürlük vermişler, bizim geleneklerimizden bu anlaşılıyor. Böyle olunca, devletimiz içinde sevmek ve sevenin gönlünü yapmanın çok güzel bir şey sayılması beklenebilir. Ama bir yandan da görüyoruz ki, babalar çocuklarının başına eğitmenler koyup sevgililerin birbirleriyle konuşmasına engel oluyorlar. Birbirini sevenleri aynı yaştaki arkadaşları görünce ayıplıyor, yaşlılar da bu ayıplamaya engel olmuyor, onlara yanlış yapıyorsunuz demiyorlar. Bunlara bakınca bizde bu işin kötü görüldüğünü sanıyor insan.