Hayatı seviyor musun?
-Öyleyse zamanı çarçur etme, çünkü hayat ondan ibarettir.
Sen zamanını boşa harcarsan gün gelir zaman seni harcar!
En ağır silleleri vursa da kader,
Ezilir belki ama eğilmez başım.
(JACK LONDON)
İnanıyorum söylediğini candan söylediğine,
Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez.
Hafızanın kulu olmaz kararımız,
Çabuk doğduğu için büyümeden ölür,
Nasıl ki ham meyve dalında durur da,
Oldu mu kendiliğinden düşüverir yere.
Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak,
En çabuk unuttuğumuz şeydir, ne yapsak.
Tutku bitti mi, istem de biter gider,
Ateşli sevinçler de kederler de
Yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte.
Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir,
Bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir.
Madem bu dünya bile yok olacak bir gün
Sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi?
Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.
Düşen büyük adamı en sevdiği unutur,
Yükselen züğürde düşmanları dost olur.
Sevgi talihin peşindedir diyecek insan
Bunca dost görünce büyüklere kul kurban!
Başı darda olan dayanak aramaya görsün,
Sözde dostları düşman kesilir bütün.
Ama ilk düşünceme döneyim yine
İsteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle
Bütün kurduklarımız yıkılır gider.
Düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.
Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan,
İnancın değişir kocan öldüğü zaman.
Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Doğmuşum görmek için, Görevlendirilmişim bakmak için,
Adadım kendimi bu kuleye,
Hoşuma gidiyor bu hayat.
Bakıyorum uzaklara,
Görüyorum yakınlarda,
Ayı ve yıldızları, Ormanı ve karacayı. Böylece hepsinde Görüyorum o sonsuz güzelliği, Ve beğendikçe onları, Beğeniyorum kendimi de.
Siz, şanslı gözler,
Gördükleriniz şimdiye kadar,
Ne olursa olsun, Öyle güzeldi ki! (Sessizlik.)
Çünkü çıkar çıkmaz sen tahta, O eşsiz endam karşısında Başlıyor hemen eğilmeye, boyun eğmeye Akıl ve servet ve kudret. Tutuyordum hepsini sımsıkı, benimdi: Bırakıyorum işte, senin oluyor şimdi! Sanırdım elimdekini büyük bir hazine, yüksek değerli: Görüyorum şimdi, bir hiçmiş hepsi! Yok olup gitti elimdekiler, Sanki biçilmiş solgun çimenler.