Şubat ayı gibiyim sonum hep eksik. Mutlu biten bütün şeyler değil mi ki hayatı yaşanır kılan, yoksa herkesin sonunu bildiği tekdüze bir hayatı korkaklardan başka kim yaşamak ister ki! Şimdi ciğerlerimiz nefesle doluyor ve bir yaşam belirtisi gösteriyorsak eğer, bir şeylerin değişeceğine inandığımızdan, geleceğe iman etmemizden kaynaklanmaz mı? Hayatımızın değişeceğini biliyoruz değil, diliyoruz!.. Ağlama iconu x5.
Ölmeden evvel iyi bir hayat yaşadım deme diyor kör bir tiyatro yazarı. Lakin yaşına rağmen o da bilmiyor! Bir ölmenin bin dirilmeden daha iyi olduğunu, bunu iyi bilir bir kez ölmüş olan ve yüzdeki tebessümün solmasındaki yazgıdır ağlayan bir göze tanık olmak. Parçalanır bedenin de bir el uzatıp, ağlama ağlama, ben buradayım diyemez dilin. Kalbindeki karartıyla dostsundur artık, karardıkça ağrın dahada acıtır. Bedenindeki sızı sanma ki rahatsızlıktan, bu ruh bozukluğu, bu isteksizlik, dilindeki acı tat, bu buhran, bu ölüm gibi gece kaç yaşlı gözün mirasıdır.
Elde olmayanı elde etme çabası, bazen boş bir uğraştır. Olmayacakların, olmadıların dünyasında ne hazin bir iç çekiştir bu umut etme telaşesi. Umudun hazırdır, şifası unutmak ve uslanmak hayata karşı. Biz güçsüz kişilerin pazuları ele sığmasa ne olur; dövülecek şey midir umut ya da aşk, sevmek, sevilmeyi istemek, anlanılmak, anlanılan olmak. Kalk ve kendine bir çeki düzen ver, söv hayata... Sözün olsun, bitmesin konuşman. Vakit ayrılık olsa ne olur ki geçmedi mi öğle, olmadı mı akşam ve yaşamıyor muyuz şimdi biz bu geceyi...
Kestin değil mi uygunsuz düşünceleri aklından? Bu sondu, son buldu. İstediğin kadar dön ardını, kulaklarını tıka bütün çığlıklara, duvarın yıkıldı artık. Hemde öyle bir gümbürtüyle yıkıldı ki; altında sadece varlığın değil, ruhun dahi ezilip, sıyrıldı bedeninden. Artık konuk et