Sevim uğur

İnsan, bedeninden çok ruhunda yaşadığını fark edebilirse, yaşadıklarını da pencereden bakar gibi dışarıdan seyredebilir. Olayların etkisi altına girerek, onları sahiplenerek, kendini olayların nesnesiymiş gibi düşünerek onlardan aşırı etkilenmek yerine, onları dışarıdan seyrederek, sahiplenmeden, onlara maruz kalan değil de şahit olan biriymiş gibi davranabilir. Olayların içine girmeden, oturduğu koltuktan dışarıdan bir gözle, acıyı çeken olarak değil, acı bir sahneyi seyreden biri gibi kendisini algılayabilir. Yaşadıklarını dışarıdan bir bakış açısıyla seyrederek, onların olumsuz etkilerinden kurtulabilir. Acılar içinde kıvranan birinin kendisini dışarıdan seyretmeye, içeriden kurtulmaya ne kadar da ihtiyacı vardır? Çünkü acıyı sahiplenip onun içine girdiğimizde, gerçekte var olandan daha fazla keder saracaktır bizi. Bıçağın kendisini kesememesi ve gözün kendisini görememesi gibi, insan da yaşadığı acıyla özdeşleştiğinde, kendisini onaramayacak ve çıkmaz sokağa girecektir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bebeğinin ölümü sebebiyle aklını yitiren bir anne, bir bilgeye gelir ve bu sarsıcı durumu atlatamadığını anlatır. Bilge, kadına köydeki evleri tek tek dolaşmasını ve ölümü tanımamış her evden bir hardal tohumu getirmesini ister. Kadın sabırla kapı kapı dolaşır ve her evden eli boş döner. Böylece köyde ölümün dokunmadığı tek bir ev dahi olmadığını fark etmiş olur. Tolstoy der ki, “İnsanoğlunun alışamayacağı koşul yoktur, hele de çevresindeki herkesin aynı koşullarda yaşadığını görüp duruyorsa…”

Sevim uğur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·336 syf.·
2024 6. kitabı
Martin Ford
7.7/10 · 63 okunma

Sevim uğur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·151 syf.·
2024 5. kitabı
James Allen
7.5/10 · 4.969 okunma
Hayatlarında temel bir amacı olmayanlar önemsiz endişelerin, korkuların, sıkıntıların ve yakınmaların esiri olurlar ve tüm bunlar (farklı bir yol izlese de) kasıtlı olarak planlanmış kötülükler kadar kesin şekilde başarısızlığa, mutsuzluğa ve kayba yol açan güçsüzlüğün göstergeleridir, çünkü güçsüzlük güçle dönen bir evrende hüküm süremez.