Almanya’da her şeyin başka şeylerden yapıldığı gıda fabrikaları hakkında gazetede bir yazı okuduğumu hatırladım. Ersatz diyorlardı buna. Balıktan sosisi onların yaptığını hatırladım; tabii kim bilir balığı neden yapıyorlardı? Bu bana modern dünyayı ısırdığım ve gerçekte ne olduğunu keşfettiğim hissini verdi. Bu günlerde tutturduğumuz yol bu. Her şey şık ve modern; her şey başka bir şeyden yapılmış. Her yer selüloit kauçuk, krom kaplı çelik, bütün gece yanan ark lambaları; kafanızın üstünde cam çatılar, hepsi aynı ezgiyi çalan radyolar; yeşil yok, her yer beton kaplı; kısır meyve ağaçlarının altında otlanan yapma tosbağalar.
Unutmayın ki, zihinsel toplumun barındırdığı nüfus , her seferinde aynı biçimde oy vermeyebilir. Bu nokta, sizi siz yapan şeyin günbegün, anbean aynı olduğunu varsayan bilinç odaklı tartışmalarda genellikle atlanmaktadır. Bazen iyi bir okuyucusunuzdur, bazen dalar gidersiniz. Bazen doğru sözcükleri bulursunuz, bazen diliniz düğümlenir. Bazı günler çamura saplanmış bir sopa, diğerlerinde kaygıdan kurtulmuş özgür bir ruhsunuzdur. Öyleyse gerçek “siz” kimdir aslında? Fransız deneme yazarı Michel de Montaigne’in ifadesiyle “ Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.”