Bazı isimler büyüdükçe, yanında
duran insanların hikayesi küçülüyor.
Tarih kitaplarının varlığını sadece
"Shakespear'ın karısı" olarak andığı
Agnes'ın hikayesi aslında bu kitap.
Yazarın bir kez bile Shakespear adını
geçirmeyip onu "Agnes'ın kocası,
Judith'in babası, John'un oğlu"
olarak sıradanlaştırması bu adaleti
sağlama istediğinden belki de. Tarihte
hep bir dipnot olan Agnes bu kitapta
yasın, anneliğin, kaybın merkezi. Bazı
büyük anlatıların arkasında, adı
anılmayan hayatın hikayesi...
"Böyle büyük bir ailede yapılacak, ilgilenilmesi gereken o kadar çok şey, farklı farklı ihtiyaçları olan o kadar çok insan var ki. Birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?"