"Böyle büyük bir ailede yapılacak, ilgilenilmesi gereken o kadar çok şey, farklı farklı ihtiyaçları olan o kadar çok insan var ki. Birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?"
“Fakat günümüzün modern araçları olmadan da senin bir gün tekrar bana geleceğini biliyordum. Bunu bekledim, çünkü beklemeye değer her şeyin kendi zamanı ve düzeni vardır.”
“Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline:
Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden;
Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine. Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden.
Bu iş haram değildir, tefecilik de değil:
Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine. Görevin bir başka "sen" yaratmaktır, bunu bil;
İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine.
On kat büyük bir görkem doğar gür benliğinden.
Ortaya senin eşin on tane sen çıkar da, Ölüm, eli böğründe kalırdı göçünce sen Bırakırdı, yaşardın gelecek kuşaklarda.
Vazgeç inattan: Öyle güzelsin ki, olmasın Ecel senin fatihin, solucanlar mirasçın.”
“Ama ben onu sevseydim ve böyle duygusuzca okuduğunu duysaydım benim kalbim kırılırdı doğrusu. Anneciğim, insanları daha iyi tanıdıkça, gerçekten sevebileceğim bir erkekle asla karşılaşmayacağıma emin oluyorum.”