Çoğu zaman belirsizlikten yakınırız da, aksini iyice bir tartıp düşünmeyiz. Hiçbir şeyin değişmeyeceği bir hayat, nasıl olurdu ki? "Bazen belirlilik korkutucudur. Örneğin, hep yoksul kalacağını bilmek, çocuklarına gereksindiklerini veremeyeceğini bilmek, sevdiğinin başkasıyla olduğunu bilmek, hastalıkla yaşayacağını bilmek, cezaevinde geçecek yıllarını bilmek. Belirsiz sona kendi açımdan hazırım."
“'Hayatımız değişecek ama sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.' 'Hayatınız değişmeyecek,' dedi Mike, biraz tahammülsüz. 'Belki planlarınız değişir ama hayatınız değişmeyecek.'"
Ait olmak ne tuhaf şey. İnsan günün akşam olacağını, haftanın, ayın, mevsimlerin biteceğini ve ölümün geleceğini bilse bile ait hisseder bir yerlere, bir şeylere. Ya da öyle zannediyor, özgürlüğünü yok ettiğini fark etmeyerek: "Uzun zamandır aynı kaldırımları çiğniyormuşum gibi geliyordu bana, kesin hiçbir nedenim olmasa da tutsağıydım bu kaldırımların..."
“Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu."