Giriş Yap

Patrick Modiano

Yazar
6.8
396 Kişi
Unvan
Fransız Yazar
Doğum
Paris, Fransa, 30 Temmuz 1945
Yaşamı
İtalyan Yahudisi bir babanın ve Belçikalı bir annenin oğlu olarak 1945 yılında dünyaya gelen Modiano, Fransa’nın başkenti Paris’te doğdu. 2. Dünya Savaşı sırasında Paris’te hayata gözlerini açan yazar, ortaokulu devlet yardımıyla bitirdi. Lisede ünlü Fransız yazar Raymond Queneau’dan geometri dersi almaya başlayan Modiano, böylece edebiyat dünyasına ilk adımını attı. Queneau ile tanışması hayatında bir dönüm noktası olan başarılı edebiyatçı, Fransa’nın ünlü yayınevi Éditions Gallimard’ın kokteyline katıldı. Modiano, 1968 yılında ilk romanı “La Place de l’Étoile”i (Yıldızın Yeri) yayımladı. Kitapları 2 filme de konu olan başarılı yazarın ilk romanı, 42 yıl sonra Almanca’ya çevrildi. Bu romanıyla Alman Südwestrundfunk Radyosu’ndan ödül alan Modiano, Yahudi karşıtı politikalar yüzünden onca beklemek zorunda kaldı. 1978'de Goncourt ödülünü kazanan yazar, sade dili ve kısa cümleleriyle “Modiano stili”ni yarattı. Modiano, eserlerinde sık sık 20. yüzyıl şehir insanının yakın geçmişini buruk bir hüzünle hatırlayışını işliyor. Türkçe’ye çevrilen eserlerinden bazıları, Bir Sirk Geçiyor, Babam ve Ben, Bir Gençlik, En Uzağından Unutuşun, Kötü Bir İlkbahar ve Yıkıntı Çiçekleri. 1970 yılında Dominique Zerhfuss ile hayatını birleştiren Modiano, evli ve 2 çocuk babası. Patrick Modiano, geçmişte yolculuğa çıktığında bunu bir bakıma, insanların kendi rollerini, yaşamın rastlantılarına göre üstlendiği bir dünyanın tiyatrosal yanını gözlerimizin önüne sermek için yapar. Son derece yalın bir üsluba sahiptir. Modiano, Rue des Boutiques obscures adlı romanıyla 1978'de Goncourt Ödülü kazanmıştır.

İncelemeler

Tümünü Gör
176 syf.
·
7/10 puan
HAYATIMIZDAN GERİDE NE KALIR?
Kimlik hırsızlığı denince aklımıza genellikle suç teşkil edecek eylemlerde kullanılmak üzere başka birinin adının ve kişisel bilgilerinin çalınması gelir. Ancak kimlik hırsızlığının başka bir boyutu daha vardır ve bu çok daha trajiktir üstelik: zihinsel ya da fiziksel bir rahatsızlıktan dolayı kişinin kimliğini kaybetmesi. Bu romanın ana konusu da hafıza kaybıdır. Romanımızın kahramanı Guy Roland bir dedektiflik bürosunda çalışmaktadır. İşvereni Hutte emekliye ayrılıp, büroyu kapatmaya karar verir. Roland başkalarının problemlerini çözdükten sonra sıra kendikine gelmiştir ve çözmesi gereken son bir vaka –belki de en zoru- daha kalmıştır. Evet, elimizde az çok belki de tümüyle bir dedektif romanı var. Guy Roland 2. Dünya Savaşı’nda birden sona eren yaşamını araştırmaya karar verir. Aslında ölüm bedenin işlevini yitirdiğinde değil, asıl zihnin işlevini yitirdiğinde başlıyor. Roland o tarihten sonra geçmişine dair hiçbir hatırlamaz. Gerçek kimliğine dair en ufak bir bilgi sahibi değildir. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi dedektifimiz hafıza kaybından mustariptir ve kendini aramaya, çözmeye ve inşa etmeye çalışır. Roland mesleki becerilerini kullanır ve yaptığı araştırmalar, elde ettiği ipuçları onu 2. Dünya Savaşı’na kadar götürür. Paris’in farklı yerlerinde bulur kendini. Her gittiği yerde geçmişinden bir parça saklıdır ve bunları top(ar)lamaya çalışır. Her ipucu farklı bir ipucuna yöneltir onu, bundan dolayı her seferinde araştırma sil baştan başlar. Çünkü bulmacanın parçaları birbirine asla uymaz. Roland geçmişini anıları sayesinde tekrar inşa etmek ister. Bunun için her isim, her yer, her resim, her fotoğraf, her arkadaş, her anı yapbozun önemli bir parçası gibidir. Burada bir insanın kendi kimliğini inşa etme ve hafızasını geri kazanma çabasını merakla ve çoğu zaman da hayal kırıklıklarıyla okuyoruz. Anlatılanlar gerçek mi yoksa abartılı bir zekânın ürünü mü orası okuyucuya kalmış. Roland’a bu konuda, onun dağınık hafızasına ne kadar güvenebiliriz bilmiyorum. Son olarak bu kitabın Fransa’nın en önemli edebiyat ödülü Goncourt Ödülü’nü aldığını söylemeden geçmeyelim. Büyüteçler çıksın.
2 yorumun tümünü gör
Reklam
168 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Hüzünlü Ev, Patrick Modiano’nun ilk dönem eserlerinden.
Alper Bakım
çevirisi,
Şirin Etik
editi ile yeni yayımlandı. Cezayir Savaşı’nın sürdüğü altmışlı yıllarda anlatıcı Victor Paris’ten kaçarak bir sınır kasabasına yerleşiyor. Yvonne adlı bir kadınla ve onun arkadaşı Meinthe ile tanışıyor. Geçmişe dönük bu zamanları anlatıyor. Modiano’nun alemetifarikası bellek, hatırlama ile inşa ettiği anıları okurken karekterlerin kimlikleri, hayatlarıdaki gizler açığa çıkıyor. Okuduğum üçüncü Modiano kitabı, diğer eserleriyle ortak noktalar olduğu gibi ayrıştığı noktalar da var. Zamanla Modiano üslubunu eksiltmiş. Sonraki eserlerinde kimlik arayışı, bellek, anımsama daha öne çıkıyor ama olayları daha hızlı geçişler ile anlatıyor. Savaş döneminde kaybolan insanlar, kimlik değişimleri, sınırlardan kaçış Modiano’nun röportajlarında da belirttiği gibi üzerinde durduğu bir konu. Hüzünlü Ev’de de bu izlekler olmakla birlikte diğer kitaplarında daha belirgin. Hüzünlü Ev daha alışılmış hikaye yapısında. Bu açılardan Modiano’nun diğer kitaplarıyla sorun yaşayanlar bu kitabını sevebilir diye düşünüyorum. Karanlık Dükkanlar Sokağı ve Mahallede Kaybolma Diye kitaplarında anlatıcı kendi geçmişini anımsamaya çalışıyor, bilinmezlik var. Hüzünlü Ev’de ise anlatıcı geçmişi anımsamakla birlikte kayıp bir kendi kimlik arayışı yok, odak noktası o dönem birlikte olduğu insanların kim olduğunu çözmeye çalışması. Modiano’nun en sevdiğim yönlerinden biri hatırlama eylemini gerçekçi aktarması. Anlatıcı her şeyi bilen ya da her konuda fikri olan bir kişi değil. Önemsiz bir detayı hatırlarken, önemli bir detayı unutuyor, sonra hatırlıyor, kişiler hakkında her zaman fikri yok, zihninde çözüme ulaştıramadığı sorular ve anlamlandırmaya çalıştığı konuşmalar oluyor. Sanki okur olayların sır perdesini anlatıcı ile birlikte aralıyor, o zihinsel süreçlere okuru dahil etmeyi çok iyi başarıyor. Seviyorum Modiano’yu.
176 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Çok isteyerek ve merak ederek Modiano'nun bir eserini okumak istedim ancak umduğum gibi olmadı diyebilirim. Üniversitede hazırladığım tez bu yazar üzerineydi zaten. Anlatımı, kitaplarında ele aldığı konular aslında sabit: kimlik arayışı, geçmiş vs... Kitapta hafıza kaybına uğrayan, aynı zamanda dedektif, Guy Roland, kendi geçmişine ait izlerin peşine düşüyor. Doğrusu kitabın son 25 sayfası bende merak uyandırdı ve heyecanlı bir hal aldı :) Yine de gerçekten kendi kimliğini bulamamış görünüyor... Pek sevemedim ama çok akıcı yazdığı için okumak kolay.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42