Sevda

Cahit Külebi- HİKAYE
Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz! Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz! Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz! Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkiyalar basardı. Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz! Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarları eserdi, Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz! Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! Benim doğduğum köyler de güzeldi, Sen de anlat doğduğun yerleri, Anlat biraz!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hiç- Can Dündar
Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olmasa artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek... çok kötü degil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun Pi hali degil mi? Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıstır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki şu an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde demek, belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur degil mi?
Milyon Kere Ayten-Ümit Yaşar Oğuzcan
Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum Ayten üstüne Saatim her zaman Ayten'e beş var Ya da Ayten'i beş geçiyor Ne yana baksam gördüğüm o Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz Günlerden Aytenertesidir Odur gün gün beni yaşatan Onun kokusu sarmıştır sokakları Onun gözleridir şafakta gördüğüm Akşam kızıllığında onun dudakları Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz Bir kadeh de sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam Alın tek kat elbisemi size vereyim Cebimde bir on liram var Onu da alın gerekirse Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar Parasızlık da bir şey mi
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ayrılırken Dinle sevdiğim bu ayrılık saatidir Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk Bu saatte gözyaşları, yeminler Boş bir tesellidir inandığımız Perde kapanıyor, filim bitiyor işte O hiç bitmeyecek sandığımız Görüyorsun konuşacak bir şeyimiz kalmadı Sadece bakışlarımızda hüzün İşte ayrılık bu; hiç beklemediğimiz O ikiz kardeşi ölümün Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz Bu son buluşmamızdır seninle Yeni bir hayata başlıyacaksın artık Onunla, o yeni sevgilinle. Anlıyorum artık o öpecek ellerini Kulağına aşkı o fısıldayacak İçinde bir pişmanlıktan başka Benden eser kalmayacak. Sigaranı söndür, kalkabiliriz On adım sonra yollarımız ayrılmalı Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana İnsan ayrılırken bile büyük olmalı
Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek
Ama bir ayağı çukurda olsa da gönül kocamıyor; göğsündeki yüreği hep gençlikteki gibi çarpıyor. İşte o yüzden insanın düşleri, düşüncele­ri hiç değişmezler; o yüzden insan düşlerde, düşüncelerde ölümsüzdür, özgürdür. Düşlerde yedi kat göğe çıkar, düşlere yedi kat yerin dibine inerdi. İnsanoğlu yücedir, çünkü ecel saatine değin yaşamdan kopmaz, kendini ölmüş saymaz. Ama ölüm öyle midir? İnsanın neler çektiği, düşünceleriyle nerelere yükseldiği, hangi düşler kurduğu, zekasının nerelere, ne derece eriştiği vız gelir ölü­me. Neden böyledir bu? Evren neden böyle kurulmuş?
Sayfa 301 - Cem yayınları