Sevda

Ama hayat, düşünceyle, mantıkla, akılla, felsefeyle sorgulanıp, ayıklanıp soyulduğu vakit boşluk, dipsiz yüzünü gösterir, hiçlik dürüstçe bir hiç olduğunu itiraf eder ve umutsuzluk, Tanrı'nın oğlunun terk edilmiş mezarı başına konan melek misali ruhun içine tüner.
Sayfa 57
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yoksul ve karanlık evim, darmadağınık soğuk odacığım, titrek ışığı ile oda­ma cenazemsi bir hava katan pirinç gaz lambam bende sıradanlı­ğa, köleliğe, ölüme dönmüşüm hissi uyandırırdı. o vakit o cena­zemsi lambanın cılız mı cılız ışığı altında bir kitap alıp okurdum, bedenim yavaşça soğumaya başlar, ayaklarım buz keser, hüznüm katlanırdı ve dile gelmemiş arzuları, bu ve her çeşit hayattan çok daha farklı bir hayata dair bitmek bilmez düşleri uykuya gömmek için kendimi yatağa atardım.
Sayfa 51
Yaşamımdaki sevinçler nadir ve mütevazıydı. Yazları bir paralık kiraz veya incir, kışları da kızarmış kestane ya da bir dilim kestane turtası oburluğumu dindirmeye yetiyordu.
Sayfa 43
Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım.
Sayfa 41
Ben çocuk değildim. Dalgın ve somurtkan bir 'ihtiyar', bir 'kara kurbağası'ydım. O günlerden beri yaşamımın en iyi kısmı kendi içimde olandı. O zamandan beri sevgiden ve neşeden kopuk hålde inime çekilir, saklanır, ruhumda, yanıp tutuşan düşlerimde, benliğimi evirip çevirdiğim yalnızlığımda ve benliğimle tekrar yaratılmış dünyada kendimi yatıştırırdım. Benim için başka kurtuluş, başka sevinç yoktu. Diğerleri beni sevmiyordu ve nefret beni yalnızlığa mahkûm etmişti. Yalnızlık beni daha mutsuz, daha üzgün kılmıştı, mutsuzluk kalbimin kapılarını kapatmış ve zihnimi kışkırtmıştı. Başkalık beni en yakınlarımdan dahi ayırmış ve ayrılık beni gitgide başkalaştırmıştı. Bu yaşam ilkesinden bu yana, teselli ve avuntu istemeyen fakat bizi insanlardan ebediyen uzaklaştıran içsel, yalnız, bencil yaşam alışkanlığını yavaş yavaş oluşturarak kendi kendini sebepsizce tüketen sonsuz ve belirsiz melankolinin keskin tadını, anlamak değilse de, tatmaya başladım.
Sayfa 13