Uçsuz bucaksız yabancı topraklari ele geçirip, talan ettikten sonra orada yaşayanları eğitmeyip, onların hayatını ve devletin düzenini iyileştirmedikten sonra ne fayda?
Koskoca devletler kuruluyor, ancak halk sıkıntı içinde ve açlık çekiyor. Milyonlarca insan cahil kalıyor. Her yerde sarhoşluk, hırsızlık, büyük sefahat, isyanlar, toplumsal nefret kol geziyor… Ve herkesin ağzında küfür. Baba mirası veya halkın yuvarladığı yozluk bataklıklarından bir okul diploması elde ederek yükselen, korunaklı ve uygun bir yere ulaşan hiç kimse sonrasında parmağını dahi kıpırdatmayacak, milyonları o karanlıktan kurtarmaya yeltenmeyecektir. Ve aydınlanmamış, sarhoş, aç bir halka sahip büyük ülkelerin bataklık üzerine taşlardan inşa edilmiş büyük birer kule gibi olduklarını da bilmeyeceklerdir.
Tarih bu küstah kahramanları kaç kez verdi, kaç kez hatalarını başlarına kaktı. Kurnaz Metternichler’in, zorla Alba düklerinin egemenliklerini kaç kez yok etti. Bir hamlede kağıttan çocuk evleri gibi darmadağın etti hepsini. Fakat bütün bunlar hiç kimseye ders olmadı. Politikacıların hepsi eski, aptal, yağmacı haydut oyununu sürdürüyorlar. Devletlerinin sınırlarını genişletme konusunda ısrar ediyorlar. Oysa o genişleyen sınırlar içinde ne toplumsal bilince ne de halkın bilgi ve vicdanını geliştiriyorlar.
Sayfa 72 - Türkiye İş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman halklarının bir yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitlelerin üretimidir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusun hak ettiği hükümete ve yöneticilere sahip olduğu söylenmiştir.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
…şu dünyadan kimseyi gerçekten sevmeden geçip gidenlere göre şanslı hissediyorum. Yani diyorum ki, dönmeyeceksen de mühim değil, bu duygu bana yeter, senin canın sağ olsun…