Sevda Çeler

Ne zaman herhangi bir ölçekte ve önemde bir işi tamamlasanız,içinizden bir enerji,bir şevk ve bir saygı yükseldiğini hissedersiniz. Gercekleştirilen iş ne denli önemli olursa, kendinizi de o denli güçlü ve önemli hissedersiniz. Önemli bir işin halledilmesi beyninizdeki endorfin hormonlarını serbest bırakır. Bu endorfinler size doğal yollardan tatmin duygusu verirler.Bir işin başarıyla tamamlanmasını takip eden endorfin dalgası , sizi daha yaratıcı kılar ve kendinze daha güvenli hissetmenizi sağlar.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hiç kimseye daha önce bilmemş olduğu birşeyi öğretmezsiniz; kişiyi ancak önceden bilmiş olduğu birşeyin farkına vardirabilirsiniz...Galile..
Sayfa 8·Kitabı okudu
2 ı. YÜZYIL BAŞLARINDA Güney Afrikalı psikiyatrist Derek Summer￾fıeld Kamboçya'ya, görmüş olabileceğiniz bütün Güney Asya klişe￾lerini yansıtan -ufukta huzur içinde pirinç tarlalarının dalgalandığı­ kırsal bir araziye iniş yapmıştı. Oradaki insanların çoğu geçimlik ta￾rım yapan, yüzyıllardır alışılageldiği gibi yaşayan çiftçilerdi, ama bir sorunları vardı. Zaman zaman içlerinden biri üstü örtülü bir toprak yığınına basıyor ve tarlalarda bir patlama sesi yankılanıyordu. Etraf￾ları Amerika ile 1960-70'lerdeki savaştan kalan eski kara mayınla￾rıyla doluydu. ı Derek bu tehlikenin yörede yaşayan Kamboçyalıların ruh sağlı­ ğını nasıl etkilediğini anlamak için orada bulunuyordu. (Bu kitap için araştırma yaparken ben de gittim oraya.) Tesadüf eseri, Derek oraya varmadan kısa bir süre önce Kamboçya'da ilk defa antidepre￾san satışları başlamıştı - ama antidepresan satmak isteyen şirketle￾rin bir sorunu vardı. Kmer dilinde "antidepresan" sözcüğünün bariz bir karşılığı olmadığı anlaşılmıştı. Bu fikir Kmerler için muamma gibiydi. Derek onlara açıklamaya çalıştı. Depresyonun üstünüzden ata￾madığınız derin bir üzüntü olduğunu söyledi. Kamboçyalılar bunu dikkatle düşünüp, evet dediler, bizde de böyle insanlar var. Bir örnek verdiler: Bir kara mayını yüzünden sol bacağı kopan bir çiftçi dok￾torlardan tıbbi yardım istemiş ve kendisine yeni bir uzuv takılmıştı, ama çiftçi kendine gelememişti. Gelecek için sürekli kaygı duyuyordu umutsuzluk içindeydi. Sonra bu yeni icada ihtiyaçları olmadığını, çünkü Kamboçya'da böyle insanlar için zaten antidepresanları olduğunu söylediler. Me￾raklanan Derek biraz daha açıklamalarını istedi. Söz konusu çiftçinin umutsuzluğa kapıldığını fark eden doktorlar ve komşuları oturup onunla hayatı ve sorunları hakkında konuşmuş­ lardı. Yeni yapay uzvuna rağmen
Sayfa 196·Kitabı okudu
Depresyon ve kaygı üzerine eski hikaye ile yenisi arasındaki en büyük ayrımın bu olduğunu fark ettim. Eski hikayede sıkıntımızın temelde akıldışı olduğu, kafamızın içindeki teçhizatın arızalı olma￾sından kaynaklandığı söyleniyor. Yeni hikayede ise sıkıntımızın -ne kadar acı verirse versin- aslında akla uygun ve mantıklı olduğu söy￾leniyor. Rufus ağır depresyon ya da kaygı yaşadıkları için kendisine ge￾len hastalarına şöyle diyor: Rahatsızlık hissettiğin için deli değilsin. Arızalı değilsin. Kusurlu değilsin. Bazen de Doğulu filozof Jiddu Krishnamurti'den alıntı yapıyor: "Hasta bir topluma iyi uyum sağla￾mış olmak sağlık ölçütü değildir." 165 Sonraki bir yıl boyunca bunu çok düşündüm. Sindirmesi kolay bir düşünce değil; tam olarak anlamam için bunu pek çok yerde pek çok kişiden işitmem gerekti . Şimdi bana düşen görev çektiğim acıya anlam vermekti. Çektiğimiz acıya demeli belki .
Sayfa 192·Kitabı okudu
Kendini yalnı z hissetmenin korizol seviyelerinde, yaşa­ yabileceğiniz en rahatsız edici olaylarla aynı ölçü de patlama yarattı­ğı ortaya çıkmıştı. Deneye göre ciddi bir yalnızlık en az fiziksel bir saldın kadar stres yaratıyordu. ıs Tekrar etmeye değer: Derin bir yalnızlık, tanımadı ğınız birinden yumruk yemek kadar stres yaratı yor gibiydi.