Pazar kurallarına tabi olmuş bir toplum katılımcılarına yalnızca iki kimlik sunuyor: Çalışan ve tüketen. Değer ve statü bu kimlikler etrafında dönüyor. İyi çalışan ve iyi eğlenen kişi ideal kişidir artık. Seven bir anne baba ,iyi bir dost, ölmekte olan birisine ihtimam eden bir kişi olmanın hükmü kalmıyor. Kalbin ve ruhun yakınlık için gereksindiği iki temel özellik, dikkat ve mevcudiyet kayıplara karışıyor. O kadar meşguliz ki karşımızdaki insanı can kulağıyla dinleyemiyor ve bu yüzden de onu hakkıyla tanıyamıyoruz