Sevgili Dost,
Mektubun gelmedi. Bu sana yazmamı engellemiyor. Asıl mektup gelmediğinde yazılmalı. Çünkü yazmamakta bir mektuptur, yazılandan daha güçlü satırlar içeren. Susmak ve konuşmak yerini bulduğunda orataya çıkar melodi. Piyanonun tuşları, yan yana durdukları halde susmayı bildiklerinden dinletiyorlar kendilerini.
Söylenen her söz binamıza yeni bir tuğla ekler. Bu yüzden ağzımızdan kaçmamalı kelimeler. Onlar bizim mahkûmlarımızdır, izin verdiğimizde çıkmalılar dışarıya. Publis Syrus ne kadar haklı: "Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!"
Sevgili Dost,
Eksik bilgi bizi yanlış adreslere götürür. Arkadaşlıklar, dostluklar, ortaklıklar ve evlilikler hep bu yüzden biter. Kim bilir hayatımızda kaç kez, "Nasıl da tanıyamamışım!" demiş, kaç kez ince buz tabakasına aldanıp üzerinde yürüdüğümüz gölün soğuk sularında bulmuşuzdur kendimizi.
"Dünya çoğu zaman böyleydi. Kirli kalpli ve çıkarcı insanlar daima bir yolunu bulurlardı ama kaybettikleri şuydu ki; iyi biri olmanın nasıl huzurlu hissettirdiğini asla bilemeyeceklerdi."