Camus'un ölümünden 10 yıl sonra 1970'te basılan bu kitabı, kendi yaşamından öykülerle kurulu.
Kitap iki Ana başlık altında hazırlanmış; Doğal Ölüm ve Bilinçli Ölüm.
1957 Nobel Edebiyat Ödülüne hak kazanan bu eseri, sancılı bir süreçte okuduğum için mi bu kadar içine hapsetti beni bilmiyorum.
Kimi okurların olumsuz eleştirilerine denk geldim onlara tek katılabilceğim nokta aşırı tasvir içermesiydi.
Uzatılan tasvirler okuyucuyu biraz sıkabiliyor.
Fransızcadan çeviri olduğu için mi birçok noktalama hatası vardı bilemiyorum belki de TDK artık fiilimsilerden ve bağlaçlardan sonra noktalama kullanılmasında bi sakınca görmüyordur. :) (Umarım yanılıyorumdur.)
Sevgili Yazar, ölüme çok yakın bir dönemde okudum bu kitabı.
Elimden gelse bütün sayfaları alıntı yapardım.
Bazen bir sohbetin ortasında öyle bir nokta atışı yaptığınız olurduki birkaç kere okumak zorunda hissediyordum kendimi.
'-Burada mutluysan niye gidiyorsun anlamıyorum.
-"Sevilmek" tehlikesini yaşayacaktım ve bu da benim mutlu olmamı engelleyecekti. '
Sevgiden muzdarip ölüme yaklaşmak ve bir şekilde kaçmanın yolunu bulmak.
Çünkü ölüme henüz hazır hissetmemiştiniz artık mutlu olmak için yaşamak istiyordunuz ve yaşadığınız güzellikler içinde mutlu bir ölümü yeğlemiştiniz.
Peki öyle mi oldu ? Yorumu okuyucuya bırakmak düşer.
Mutsuzluğun iliklerime kadar işlendiği sırada okuduğum şu satırlar çok etkiledi beni; Kızlarına yazdığı bir mektubu şöyle bitirmişti:
'Ne yapıyorsunuz ?
Hiçbir şeyin hiçbir yerde alıkoymadığı ve size bağlı kalan bu mutsuz adama kendinizden ve güneşten söz edin."
Görecek kaç güneşli sabahlarımız kaldı acaba?
"Mutlu Ölüm" kütüphaneme hoş geldin.