'Aynı'laşmanın erdemleştiği tek meşru konumun yüce yaradanın huzuru olduğu anlaşılıyor.
O'nun huzurunda çöldeki kum taneleri kadar 'aynı'laşan bilinç sahiplerinin; her gün kozalarını yırtarak dünyaya yayılan renk renk kelebekler arasından çıktığı derin bakan gözlerce fark ediliyor
"Dünyayı bir kıyıda biriktirip kimseye kaptırmayacağız zannediyoruz.
Oysa eriyen kocaman bir buz parçası gibi her gün biraz daha eksiliyor dünyadaki varlığımız."
Bu kadar maviyken gök
Bu kadar yağarken
Biz bir sıkılgan ümmetiz işte.
Bilirsiniz.
Yağmalanmış bir kalbimiz var.
Biz bir sıkılgan ümmetiz rüyalarını bile anlatmayan
Anlatmayan müziğin ritmini ve oluşunu
Geçmiş gelecek ne varsa kafasında...
{ismail kılıçarslan}