Kitabı okumadan önce Oblomov için hep 'tembel' ve 'üşengeç' gibi tanımlar duydum ve onun gerçekten de öyle biri olduğunu sandım fakat yanıldım. Üşengeç yahut tembel insanlar, yapacak işleri olan, onları yapmayı geciktiren insanlardır. Üşengeç ve tembel insanlar bunun bir kusur olduğunu bilir ve tembellik yaptıkları için pişmanlık duyarlar. Oysa Oblomov ne pişmandır, ne yapmak istediği işler vardır ne de kendinin bir kusuru olduğunu düşünür. Onun tarzı budur. O böyledir. Hiçbir işe yetişmek istemez. İşleri olsun istemez. Kafa yormak istemez. Kitap okumak istemez. Mektup yazmak istemez. Hesap kitap yapmak istemez. Onu yoracağı düşüncesiyle kimseyle kavga etmek bile istemez...