Atlıkarınca bu dünyada icat edilmiş bir şey değil. Mistik bir şey. İnsanlar bir gün hazır buldular. Kimin yaptığını kimseler bilmiyor. İnsanlar bir gün koca bir meydanda atlıkarıncayı buldular ve çocukların dışında kimse binmeyecek cesaret edemedi. Çocuklar yorulmayan atlara, süslü arabalara binerek kısa süreliğine de olsa başka bir dünyaya gidiyorlar. Gidip, görüp ama kimselere anlatmadıkları bir dünyaya...
Gerçeklik ne kadar yalın bir yüzle karşımızda haykırırsa haykırsın, biz yine de kendi beklentilerimizin içten içe fısıldadığı yalanlara kulak kesiliyoruz.
... Acı bir tat kapladı dudaklarımı, unutulmuşluğun acı tadı: Eğer rüzgar, bastığımız yerlerde bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak?