Bu hayretin elinden nereye gideceğini bilemiyorum.
Ve o zaman bir kere daha ve daha iyi anlıyorum: kendisine bize bir keramet göster denen velinin,
-"peki, göstereyim"deyip ayağa kalkmasını ve,
-"işte! yürüyorum" demesini.
Yüzyılımız bilmez, zamanın sırrı ne?
Bir pazar, var Yusufumuz uymaz bile!
Eski dostlardan ümidim yoksa da,
Musa gelmiş, duysa Tur'um yanmada!
Dostlarım umman ki, durgun çiğ gibi,
Şebnemim saklar, tufan sırtında ki!
Başka bir dünyadan elbet nağmemiz,
Der bu çan: "Biz başka kervan çanıyız! "