Ellerimle kapattım toprağı üzerine, küçük taş parçalarını ayıkladım. Taşlar değer de canını acıtır diye korkuyordum.
.. Birkaç adım attıktan sonra dönüp son bir kez daha baktım. Kulübenin kapısına vardığımda oğlumu bir daha göremeyeceğimi anladım. Ağlamaktan kendimi alamıyordum
Bu sabah okula giderkenki görüntüsü gözümün önünden gitmiyordu. Koşarken sırtındaki çanta bir aşağı bir yukarı zıplıyordu. Youqing'in bir daha bir kelime bile edemeyeceğini ya da çıplak ayakla okula koşamayacağını düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki ağlayamadım bile.
Onu gömmek zorundaydım ama ondan ayrılamıyordum.
.. bağrıma bastım onu bırakamıyordum. Yüzünü omzuma yasladım, yüzü kaskatıydı, sanki omzumda bir buz parçası varmış gibi hissettim.