... acı ne kadar büyük olursa olsun, insan bir şekilde kanıksıyor, unutuyor. Kendime şaşırarak ben de yaptım bunu. Hiç unutmam, unutamam dememe rağmen ağır ağır silindi bazı hatıralar, renkler soldu, sesler sönükleşti, kokular kaybolmaya başladı.
... ağır ağır siliniyor görüntüleri belleğimden.
Çok iyi bildiğim o serinlikten sonra çok iyi bildiğim o hüzün.. Bitmek bilmeyen o yoksunluk, dinmek bilmeyen bir hasret, aradan geçen onca yıla rağmen arada kanayan o derin yara .
Birdenbire ailemizin yarısını kaybedersek nasıl ayakta kalabilirdik? Sanki bir tencereyi ikiye parçalamak gibi. Nasıl o parçalanan tencere artık bir tencere değilse, biz de artık bir aile değildik.
Ellerimle kapattım toprağı üzerine, küçük taş parçalarını ayıkladım. Taşlar değer de canını acıtır diye korkuyordum.
.. Birkaç adım attıktan sonra dönüp son bir kez daha baktım. Kulübenin kapısına vardığımda oğlumu bir daha göremeyeceğimi anladım. Ağlamaktan kendimi alamıyordum