Hükümdar bir anlık öfkeyle ordusunu savaşa yollamamalı, komutan da öfke anının sıcaklığıyla savaşa girmemelidir; avantaj sağlanacaksa harekete geçmeli, avantaj yoksa durmalıdır. Bir anlık öfke zamanla yerini mutluluğa bırakır, öfkenin sıcaklığı ise zamanla geçer; ancak bir ülke yok olursa geri dönüşü yoktur ve savaşta ölenleri de kimse geri getiremez.
Askerler çıkışı olmayan durumlarda korku nedir bilmezler, gidecekleri hiçbir yol kalmayınca tek vücut gibi davranırlar, [düşman] topraklarında sıkışınca [bütün güçleriyle] mücadele etmekten başka çareleri yoktur.
Hızın rüzgar gibi, yavaşlığın orman gibi olmalı. Ateş gibi saldırıp yağmalamalı, dağ gibi kıpırdamaz olmalı. Karanlıklar gibi bilinmez, hareketin yıldırımlar, şimşekler gibi olmalı.
Kanunlar adalet için vardır. Doğru olanın yanında olmakla övünür. Ama kimbilir kaç kanun, adaletsizlik için kullanılmıştır! Dahası adaletsizlik, kanunlardan kimbilir ne kadar güçlü ne kadar diktatörce faydalanmıştır!