Sevim’li

Puan vermedi·320 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 20:49
Ahmed Günbay Yıldız - İçimde Susmayan Bir Çocuk Ağlar Yazar ile ilk tanışmamız bu kitapla oldu. Bu nedenle kıyaslama yapamayacağım diğer eserleri ile . Bir kitap topluluğunda görüp aldığım dini bir roman desek daha doğru . Kullanılan kelimeler gündelik hayattan seçilmiş ama rastgele değil her kelime duygunun içinde. Yorucu bir dili yok, duygunun içine çekiyor. Kimi zaman kısa ve keskin cümlelerle, kimi zaman durup düşündren sessizliklerle ilerliyor. Roman Evra’nın babasının onu evlendirmeye karar vermesi ile başlıyor . Bu evliliği istemeyen Evran’ın hayatı bir anda bambaşka bir yöne evriliyor. Kader çizgisinde ince ince ilerliyor. Sabrın ve duanın bazen kavuşma bazen de keder ile sonlandığını anlatan bir roman . Ama romanda bir iki yerde huzursuz oldum, doğrusu. Abi kardeş ilişkisi akıl karıştırıcı olmuş, ahlaki olarak hoş bulmadım. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İçimde Susmayan Bir Çocuk AğlarAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 202572 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·304 syf.··
2025 28. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 23:23
Çocuklarda Sınırlar Dr. Henry Cloud & Dr. John Townsend “Sınır koymak, çocuğunu sevmemek değil; tam tersine onu hayata hazırlamak.” İtiraf edeyim, “sınır” kelimesi beni hep yoran bir tanımdı. Bağırmak, kızmak, ceza vermek gelirdi aklıma ilk. Ama bu kitapla birlikte bu algım tamamen yıkıldı. Kitap, çocuklara sınır koymanın otoriter olmak ya da aşırı hoşgörülü davranmak olmadığından bahsediyor. Asıl mesele; tutarlı olmak, sevgiyle ama kararlı durabilmek ve çocuğun sorumluluğu yavaş yavaş kendi omuzlarına almasına izin vermek. Aile; her şeyi yapan değil, yol gösteren, yanında duran ama çocuğun yerine yaşamayan bir rehber olmalı. Çocuğa başarabilme duygusunu tattırabilmeli. Kitap aynı zamanda ebeveynin kendi sınırlarını da ele alıyor : Yorgunken “tamam” demek, insanların içindeyken “olur” demek, üzgünken geri adım atmak, suçlulukla kuralsızlaşmak… Çocuklukta çizemediğimiz sınırların bedelini, büyüyünce ödüyoruz bir nevi. Size de tanıdık geldi, değil mi? “Sınırı olmayan ebeveyn, çocuğa da sınır öğretemiyor.” Sınır koymak incitmez, sınır koyamamak incitir. İncindiğim yerden bildiriyorum. Kitap, yargılamadan ve bol örnekle sınır çizmeyi anlatıyor. Yer yer tekrara düştüğünü düşünüyorum, bu da beni biraz sıktı açıkçası. Ama bunun dışında gerçekten okunması gerektiğini düşünüyorum. Bazı okullarda velilere önerilen kitaplar arasında yer alması da çok kıymetli. Dilerim ki herkesin yolu bu kitapla bir yerlerde kesişir. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar
Çocuklarda SınırlarHenry Cloud · Koridor Yayıncılık · 2018721 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2025 32. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 15:49
Fahrenheit 451 – Ray Bradbury Kitapların yasaklandığı, düşünmenin tehlikeli sayıldığı bir dünya… İtfaiyecilerin yangın söndürmediği; tam tersine kitap yaktığı bir düzen. Ray Bradbury, sade ama derin bir dille bu düzenin içindeki bir adamın uyanışını anlatıyor. Bu dünyada insanlar “mutlu” sayılıyor. Ama bu mutluluk; ekranlarla oyalanan, sorgulamayan, susarak uyum sağlayan yapay bir mutluluk. Aileler aynı evde ama birbirine uzak. Sohbet yok, bağ yok, derinlik yok. Ve sorgulamak… En büyük yasak. Guy Montag kitap yakan bir itfaiyeciyken, kelimelerle uyanan bir adama dönüşüyor. “Gerçekten mutlu muyum?” sorusu düştüğü anda anlıyor ki yanan kitaplar değil; aslında kendileriydi. Ateşe kulak vermek yerine kelimelere kulak vermeye başlayınca, her şey altüst oluyor. Ve sonra… Kitabın sonunda bambaşka bir yerden umut sızıyor. Montag, kitapları ezberleyen insanlarla karşılaşıyor. Bilgiyi göstermek için değil; kibirlenmeden, zamanı gelince yeniden paylaşmak için… Çünkü onlar biliyor: Bilgi bağ kurmak içindir, üstünlük kurmak için değil. Ve insan bir kez daha kendine soruyor: “Gerçek mutluluk; susmakta mı, yoksa hatırlamakta mı?” Fahrenheit 451, okumanın yalnızca bilgi değil; bağ kurmak, hatırlamak, paylaşmak ve insan kalmak olduğunu hatırlatan çok güçlü bir kitap. Hani bazı kitaplar vardır; sessizce okunur ama içimizde uzun uzun konuşur… Heh işte Fahrenheit 451, uzun uzun konuşulacaklardan.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 21:05
Halil Cibran’ın Kırık Kanatlar’ı; sevmenin, sevmekten vazgeçmenin ve bazen de kader karşısında sessizce boyun eğmenin en zarif hâlini anlatan incecik ama yürek burkan bir hikâye… Cibran’ın şiirsel diliyle yazılan bu eser, kelimelerin yoğunlaştırılmasıyla kısalırken; acının güzelleşmesiyle de okudukça insanın kalbine aynı anda hem umut hem de acı bırakmayı başarıyor. Selma ve anlatıcı arasındaki o kırılgan, incelikli aşk; toplumun sınırlarına çarpıp paramparça olurken, okur hem onların çaresizliğini hissediyor hem de “gerçek sevgi her zaman sahip olmak değildir” gerçeğiyle yüzleşiyor. Eser, insana “aşkın bazen bir kavuşma değil, bir dokunuş kadar bile değerli olabileceğini” hatırlatıyor. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar ;)
Kırık KanatlarHalil Cibran · Avrupa Yakası Yayınları · 201312,4bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2025 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 23:24
Hayatın karanlık tarafını gözler önüne seren, keskin ve rahatsız edici eleştirileri olan; zaman zaman olay örgüsü ile meraklandırsa da sonu beklediğim gibi değildi. Dili iğneleyici, ironik ve sade görünen cümlelerinin altında eleştirel bir mizahı var. Bu da kitabı biraz akıcı bir hâle getirmiş. Bir yazarın ölümünün ardından onun el yazmasını çalıp kendi adıyla yayımlayan June’un hikâyesini anlatıyor kitap. Romanda; ırkçılık, kültürel sahiplenme, edebiyat piyasasının acımasızlığı, rekabet, kıskançlık ve ün takıntısı gibi temaları ele almaya çalışmış. Romanın anlatıcısı June, aslında bir anti-kahraman. Yaptığı şeylerin yanlış olduğunu biliyor ama kendini haklı çıkarmak için durmadan bahaneler üretiyor. Bu da karakteri hem sinir bozucu hem de inanılmaz gerçek kılıyor. Okudukça “Bu kadar da olmaz…” diyorsun ama bir yanın da “Bu dünyada böyle insanlar var…” diye fısıldıyor. Kuang’ın anlatımı, sosyal medya linç kültürünün ve yayıncılığın kirli yüzünün nasıl işlediğini anlatıyor. Okurken hayatın her alanının böyle olduğu gerçeğiyle de yüzleşiyoruz. Hızla popülerleşmek isteyen birinin neleri göze alabileceğini ve toplumun buna nasıl ortak olabildiğini bir şekilde anlatmış. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar ;)
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma