“Gençliğimizi hırstan kaleler yaparak geçiriyoruz ve sonra hayatın hayallerimiz ve dileklerimizle titizlikle inşa ettiğimiz kulelerin üzerine şüphe kumları savurarak onları görünmez kılmasını izliyoruz. Düzleştirilmiş hayatlara razı olmayı öğrenip taviz hapishanelerinin içine yerleşiyoruz. Kabullendiğimiz dünyanın pencerelerinin dışarıyı göremeyecek kadar küçük olması da biraz içimizi rahatlatıyor, böylece kim olabileceğimize dair kumdan kaleler şeklindeki fantezilerimize bakmak zorunda kalmıyoruz.”
“Tüm ailelerde anlaşmazlıklar yaşanır. İster karı kocalar, ister kardeşler ya da ebeveynlerle çocuklar arasında olsun gündüzün geceye dönmesi kadar olağan bir şeydir bu. Ama çözüme ulaşmayan çatışmalar insan ilişkilerine kanser gibi yayılır ve bazen tedavisi mümkün değildir. Her şeye rağmen, bizi birbirimizden ayıran kıvrımlarla kırışıklıkların arasında mutlu anlarımıza dair bazı hatıralar var. Her zaman şimdiki biz değildik.”