Kitabın önsözüne göz gezdirdiğimde bir paragraf dikkatimi çekti. Şöyle yazıyor, “ Tektanrılı dinlerin ilahiyatında cennet ile cehennemin arasında bir de araf imgesi vardır ve araftaki kullar cennetle ödüllendirilecek olsalar bile önce arındırıcı alevler içinde eziyete tabi tutulurlar. Ya da yaşam ile ölüm arasında kalan ruhun ıstırabı ancak göçüşünü tamamlayabildiğinde biter; ruh, aradığı huzuru ancak böyle bulur. " Burada cennet-cehennem-araf üçlemesi ile İlahi Komedya hatırlatılır. İlahi Komedya'nın araf bölümünde yer alan bireyler işledikleri günahlardan soyunurlar. Günahtan soyunan bireyler çektiği ızdırabın sonucunda en üst katman olan cennet katmanına yükselir. Yine devamında yer alan göçüşü tamamlama ifadesi ile Yedinci Gün'e vurgu yapılır. Bu kitapta insanlar öldükten sonra aslında ne ölmüştür ne de yaşıyordur. Diğer dünyaya transferleri tam olarak gerçekleşmemiştir. Ölüm ile yaşam arasında bir yerde sıkışıp kalmıştır. İşte bu yer de araftır. Birey huzura eriştiği an transferi tamamlanmış olur ve göçüş sona erer.
Tek bir satır, tek bir satır bile yok! Beni istemediğini, benden vazgeçtiğini söyleseydi hiç değilse, ama koskoca üç gün boyunca tek bir satır yok! Demek zavallı, savunmasız, tek suçu onu sevmek olan bir kızcağızı küçük düşürmek, aşağılamak onun için bu kadar kolaymış! Ah, üç gün neler çektim! Tanrım! Tanrım! Ona ilk kez tek başıma gidişim, onun önünde kendimi küçük düşürüşüm, ağlayarak bir parça sevgi için ona yalvarışım aklımdan çıkmıyor...