Bir gün kendini ya kuyunun başında, ya dibinde bulacaksın. Belki hem başında, hem dibinde olacaksın. N’eylersin; olan olmuş bir kere; bin kere daha olacak. Ellerinden gelmeyince; dilleriyle kuyuya atarlar seni. El değmeden dille iterler seni. Kuyuların insafına bırakılırsın. Seni gıyabında anıldığın hâlinle tanıyanlar, seni her hayal ettiklerinde kuyu dibinde bilirler. Öyle ‘kötü,’ öyle ‘değersiz’ bulurlar. Ucuza satmaya hazırlanırlar seni. Sana yakıştırılan hata ile tartarlar, sana yapıştırılan günahla ölçüp biçerler seni. Köle diye pazara sürerler seni, kuyuda bulan ‘kervanlar’ın hepsi.(Senaidemirci)
Dersin amacı ne idi ki?Bana neyi öğretmek istiyordu ki.Neye bu kadar kızmış olabilir .Böyle davranan başkalarınıda tanımıştım ama o çok acımasızdı.Hikayesi neydi ki acaba bu asık suratın izleri nereden kalmıştı. Baktı uzunca adamın suratına.Acaba çok mu sevmişti. Özlemimi canını acıtıyordu ,ondan mı bu sertlik .Düşüncelerim doğrumuydu ki yoksa o kötü birisimiydi.Yinede bir sebep olmalı kimse kötü doğmazki ne olmuştu.
Bir sebebi olması gerekliydi....Bir değil hatta bir kaç sebep olmalıydı. Anlamam için biraz bilgiye ihtiyacım var.
Yoksa yoksa o çok sevdiği özlemini duyduğu yokluğunu hissettiği kadınımı hatırlatıyordum ona Ben mi onu üzüyorum. Bu kızgınlık. Varlığım yetiyor üzmeye huzursuz etmeye .Derin bir sessizlik sonrası hep hüzün...
Karanlıklarda zifiri karanlıklarda kalmıştı bir kadın. Kırgınlık umutsuzluk daha da karartıyordu bu kör kuyuları. Ve bir gün evet bir gün bir mucize oldu.Bir el uzandı ona ,etraf o kadar karanlıktı ki zor bela görüyordu o eli . O kadar kırgındı ki bakarken ama ama bilmiyordu ki onun yolu aydınlanacak. Gözlerini kısarak bakmaya çalıştı önce, sonra yok yok bu karanlıkların daha da dibi var dı. Yok yok dedi kendine yine hata yaparsam olmaz olmaz.
Herşeye rağmen gizli gizli bakıyordu. Baktıkça umutlanıyordu korku umut ürkeklik karma karışık.Acaba dedi ara ara acaba bir umut belki .Düşünceleri değişiyordu. Evet yaşadıkları ağırdı hemde çok ,belki diyebilir miydi düşündü kaldı.Düşünceleri değiştikçe etraf sanki aydınlanıyordu.Bir mum ışığı yanmaya başlamıştı sanki yanılmıyordu.Ufak ufak hareket etmeye başladı.Tutsamıydı elini.
Gizli gizli baktı bir süre. Etraf aydınlandıkça kocamandı elleri...Gülümsedi önce. Kesin kaybolur ellerim avucunda dedi sessizce.
Kendinden bile saklıyordu amma tutmuştu bile o kocaman elleri ve ayağa kalktı.Arasıra düşsede canı acısada vazgeçmedi. Fark etti güçleniyorum dedi usulca.Gülmeye başladı.Niye mutluydu kimse anlamadı Oysa mucizeler oluyordu...Korkuların karanlığın yerini gülümsemeler almıştı. Sonrası sonrası kahkahalar atmaya başladı.Bitti dedi bitti.Herşey gözünde küçülmüştü. Hiç olamayacağı kadar iyiydi. Değişmişti ve dahada değişiyordu.Mutlu olmayı öğrenmişti. Heryer apaydınlık .Unutmuştu tüm önünü kapatan yolunu karartan düşünceleri. Derin yaraları kapanıyordu .
İyileşti bir kadın Mükemmeldi hiç olamayacağı kadar hemde mükemmeldi.
O karanlıklarda uzanan kocaman bir el onun umudu olmuştu....
Belki senin için küçük bir ayrıntı ama benim hayatıma ışık oldu.Sen hiç karanlıklarda kalma olur mu. İyiki varsın.
“…Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.”
Khalid Hosseini- Uçurtma Avcısı