Ve bizim Samanyolu Gökadamız belki bir trilyon gökadadan sadece biridir; eğer birleşerek bizimki gibi daha büyük bir gökadaya dönüşen cüce gökadaları da sayarsak bu sayı iki trilyona kadar çıkar. Bu gözlemler bize, kozmosta milyarca trilyon yıldız ve bunun bin katı kadar da olası dünyalar olduğunu gösteriyor.
BEYNİMİZİN sadece yüzde 10'unu kullandığımızı duymuş olabilirsiniz. Bu tamamen şehir efsanesidir, insanlar sinirsel dokularının her lobunu, kıvrımını, köşe bucağını kullanır.
Bolca tüketmemiz söylenen baklagiller, kabuklu yemiş ve dutsu meyveler demirin besinlerden ayrıştırılmasını ve emilimini azaltabilen polifenoller içerir. Benzer şekilde tam tahıllar, kabuklu yemişler ve tohumlar, demirin incebağırsakta emilimini engelleme eğilimi gösteren fitik asit yönünden zengindir.
Bu pürüzler, bilhassa yoksulluk nedeniyle anemi riski taşıyan, eti ve etteki demiri pek nadir bulabilen iki milyar insan için sorun yaratır.
Bitkisel ve hayvansal kaynaklı demir yapısal olarak birbirinden farklıdır. Hayvanlarda demir genellikle kan ve kas dokusunda bulunur ve işlenmesi kolaydır; şöyle güzel bir biftekten demiri ayrıştırmak genellikle sorun yaratmaz.
Fakat bitkilerdeki demir, insanda bağırsaklar tarafından parçalanması çok daha güç olan protein komplekslerine gömülü halde bulunur. O nedenle bitkisel demir sindirim kanalında kalır ve nihayetinde atığa dönüşür ki bu, demir tüketimini de vejetaryenler açısından bir mesele haline getirir. İnsanlar bu açıdan çoğu hayvandan kötü durumdadır.
Kalsiyum yetersizliği, tasarım açısından bakıldığında diyet kaynaklı sorunlar içinde bizi en çok hüsrana uğratanlardan biridir çünkü kalsiyum eksikliği, besinlerle yeteri kadar alınmamasından ziyade, bu iyonun bağırsaklarımızda iyi emilememesi yüzünden gelişir.