Finlandiya'da çocuklar yedi yaşından önce hiç okula gitmiyorlar -sadece oyun oynuyorlar. Yedi ile on altı yaş arasındaki çocuklar 9:00-14:00 saatleri arasında okulda oluyorlar. Hemen hiç ev ödevi verilmiyor, liseden mezun oluncaya kadar hemen hiç sınava girmiyorlar. Finlandiyalı çocukların hayatının merkezinde serbestçe oyun oynamak bulunuyor: Öğretmenlerin her kırk beş dakikalık ders için çocuklara on beş dakika oyun süresi tanıması yasal zorunluluk. Sonuç ne peki? Çocukların sadece yüzde 0,1'ine dikkat sorunları tanısı koyuluyor; Finlandiyalılar dünyanın en çok okuyan, sayısal becerisi ve mutluluk düzeyi en yüksek insanları arasındalar.
Bu kadar çok insanın odaklanmak konusunda neden sıkıntı yaşadığını anlamak için şöyle düşünebileceğimi söyledi: "Araba motoruna şampuan koyarsan arıza yaptığında şaşırmazsın." Oysa Batı dünyasında her gün vücudumuza "insan için yakıt olmaktan çok uzak" maddeler koyuyoruz. Dikkatin dağılmaması vücudunuzun belli șeyler yapabilmesini gerektiren fiziksel bir süreç, diyor Dale. Vücudunuzu -ihtiyaç duyduğu besinlerden yoksun bırakarak ya da kirletici maddelerle doldurarak- bozduğunuzda dikkat beceriniz de bozuluyor.
İnsanlar "hayat boyu koşturup durur, sürekli geleceğe özlem duyup şimdiden sıkılır". Sona geldiklerinde "zavallıcıklar bütün bu zaman boyunca hiçbir şey yapmadıklarını ancak iş işten geçtikten sonra fark eder", Seneca'ya göre en kötü senaryo da sen bir ayağın çukurda kendinle hesaplaşırken mirasçılarının arkandan bayram etmesidir.