Modern dünyanın sorunlarına farklı açıdan bakılmış 44 mektup barındırıyor kitap . Birbirinden çok farklı konuları ele alan yazar kitapta dikkatinizi çekecek şu konulara değinmiş: çevrimiçi çevrimdışı hayatın getirip götürdükleri; mahremiyetin, sınırların ortadan kalktığı uzakta olmanın erişilemez olmak anlamına gelmediği bir dünya ; y kuşağının borçla yaşama sanatına aşina olarak doğması, son yıllarda ilaç şirketlerinin pazarlarını genişletmek için hastalıkları tedavi edecek ilaç geliştirmek yerine ilaçlarına uyacak hastalık geliştirmeye başlamaları ve güdüsel alışveriş alışkanlıkları gibi üzerine uzun uzun düşünülecek çok güzel denemeler kaleme almış .
"Sosyal anksiyete bozukluğu 1980'de DSM de nadir rastlanan bir hastalıktı. 1994'te aşırı yaygın hale geldi 1999'a gelindiğinde şiddetli tıbbi durumu ortadan kaldırmayı garanti eden ilaca pazar yaratmak için anksiyete tanıtım kampanyasına girişildi. Bu ilacın direktörü: Her pazarlamacının rüyası bilinmeyen bir pazar bulup geliştirmek, işte bizim sosyal anksiyete ile yapmayı başardığımız buydu hayal kırıklıklarını paraya dönüştürmek."
Çocukları en iyi şekilde yetiştirmek ve onlarla sağlıklı bir ilişki kurmak istiyoruz ve çok da kitap okumak istemiyoruz bir tane kitap hakkınız varsa bu kitabı okuyun:) Doğal ebeveynliği hiçbir yaptırıma, etkinliğe, izme boğmadan doğal bir bakış açısı ile anne babanın içgüdülerini kucaklayarak yapmaya çağırıyor ve bunu sekiz ebeveynlik ilkesi çerçevesinde yapılandırıyor. Bu kitap doğumdan emzirmeye uyku düzeninden ceza ve ödül kullanmaya bir çok konuya değinmiş . Kitapta çoğu konu açıklık getirme adına araştırmalarla desteklenmiş ve kitap önerisi sunulmuş . "Bağlanmanın başardığı en büyük iş çocuğun içinde iyi bir insan olma arzusu yaratmasıdır." "Yetişkinler çocuklara her şeyi üç yolla öğretir birincisi örnek olarak, ikincisi örnek olarak, üçüncüsü örnek olarak."
"Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? "
Puslu kıtalar atlası okumayı erteledigim kitaplardan biriydi biraz pişmanım.Daha önce okumuş olmayı dilerdim .Kitap tarih, coğrafya, felsefe ve imgelerin kullanıldığı fantastik bir roman . Kitabı okurken şu hikaye geldi aklıma taoist bir filozofun
en ünlü hikayelerinden bir tanesi şudur :
"chuang tzu bir kere rüyasında bir kelebek olduğunu gördü. Uyandığında ise kelebek olduğunu düşlemiş bir insan mi yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi olduğunu bilmiyordu"
Bu kitap çocukların duygularına rehberlik etmenin önemi ve bir çok ebeveynlik kitabında olduğu gibi çocuğun olumlu, olumsuz tüm duygularını kabul etme üzerine yazılmış . Duygu koçluğu adını verdiği bu yaklaşımda beş kilit adımı şu şekilde özetliyor:
1. Çocuğun duygusunun farkına varmak.( çocuğun kızgınlığını ifade etmesinde bir sakınca yoktur güçlü duygular ifade edilebilir ve yönetilebilir.)
2. Duyguyu bir yakınlaşma ve öğretme fırsatı olarak görün. ( Duygular ilgi gösterilmedi zaman yitip giden şeyler değildir, olumsuz duyguların yitip gitmesini onlar hakkında konuşmak, duyguyu adlandırmak, tanımlama ve anlaşıldığını hissetmek sağlar.)
3. Empati kurarak dinlemek ve duyguların geçerliliğini onaylama.(Dinleme yaparken eleştiri ve gereksiz yorumdan kaçınarak ve değerlendirmeleri mantık kuralında açıklama zorunda hissetmeden sadece dinlemek)
4. Çocuğun duyguyu adlandırmasına yardım etmek.
5. Çocuğun sorunu çözmesine yardım ederken sınırlar belirlemek.(Her duyguya izin vardır ama her davranışa yoktur.) Ebeveyn-çocuk ilişkisi demokratik değildir.Hangi davranışa izin çıkacağını ebeveyn belirler.
Kişiliklerimizin karmaşık yapıda olduğu çok açık..Tespitlerimizin isabetli olup olmadığına bakmadan birbirimizi çabucak yargılayıveriyoruz o halde soru şu "neye dikkat etmeliyiz?" Birini kalıplarımıza mecbur ederken mizacı, geçmişi , anıları ve kimsenin bizim gibi olmak zorunda olmadığı.. Belkide hepimiz <tanısanız aslında iyi biriyizdir.>Benzerliklerimiz farklılıklarımızdan daha çok