Tarih her zaman insanın insana,insanın doğaya ve diğer canlılara yaptıkları üzerine dönmüştür. Hiç bir tanrı, hiç bir canavar ve doğa olayı insanların birbirine yaptıklarını,ne insana nede başka bir varlığa yapmamıştır.Biz birbirimizin felaketiyiz kısacası hobbesin dediği gibi ''insan insanın kurdudur'' Biz birbirimizle uğraşarak aslında kendimizi tüketen tek canliyiz bu konuda çok doluyum neyse...
Ben incelememe geçeyım ''TU'' (SEN) Kitabını daha önceden orjinal dili olan Kürtçe okumuştum çevirisi de çok güzel,(arada yazım yanlışları olmasaydı daha iyi olurdu ama takılmamak gerek bu tür şeylere.)Yazarın dili ve Kalemine gerçekten diyecek yok Mehmet Uzun okuyanlar bilir çok sıcak çok sade ve çok zengin bir dili var.
Kitap bir insanın Diyarbakır zındanında yaşadığı işkenceleri,yanlızlığı ve çaresizliği anlatıyor karanlık bir hücrede sahip olabileceğiniz tek dost olan bir böcekle yapılan sohpeti,işkence gören arkadaşlarının seslerini bastırmak için okunan şiir ve stranları (şarkı) insanların nasılda bir anda vahşileştiğini...
Kitap kahramanının ismi yok ama biz şunu biliyoruz ki bu yazılanlar Mehmet Uzunun kendi yaşadıklarıdır keza o da bir söyleşide bunları dile getirerek bizi onaylıyor: “Diyarbakır Askeri Cezaevi benim ilk üniversitem oldu, burada Musa Anter ve Ferit Uzun'un, ki sonradan ikisi de öldürüldü, yardımlarıyla kendi dilimle okuyup yazmayı öğrendim. Ben orada kendi kültür mirasımla ilişkiye geçtim. İşte orada kendi dilimin, Kürtçenin, sözlü anlatım geleneğiyle tanıştım. Ayrıca dünya edebiyatının Türkçe çevirilerini okuma fırsatı buldum. İnsan içerideyse çok okur, ki ben de öyle yaptım. Orada, doğal olarak Kürtçe olan her şey yasaktı ama vardı''...
Ben size biraz da yazardan bahsedeyim.
Mehmet Uzun, gençlik yıllarımın kitapları gazete kağıtlarıyla