Hakikate dayalı özgürleşme tehlikeli bir iştir ve insanı ölümle burun buruna getirebilir. Dışarı çıkıp hakikati gören esir, mağaraya döndüğünde gördüklerini eski hapishane arkadaşlarına anlatmak ve onları da dışarı çıkarmak ister. Yüzlerce yıllık esaret konforundan kurtulmak istemeyen arkadaşları ise onun deli, kör ve hasta olduğuna hükmeder, onu öldürmeye karar verir ve hakikatin meşalesiyle gelen adamı elindeki meşaleyle yakmak isterler. Esirleri özgürleştirmek isteyen filozof onlara yeni yaldızlı zincirler vadetmez. Tersine ellerindeki kelepçeleri ve ayaklarındaki prangaları görmeleri için onları ayağa kaldırıp sarsmak ister. Ama çabası boşunadır. Hakikat ve özgürleşme mücadelesinin sonu "ölümdür. Uyuyanları uyandırmak istiyorsan ölümü göze almak zorundasın.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ancak öz-ü-gür olan ve hakikatini gerçekleştiren insanlar özgürleşebilir. Bu ise -tıpkı mağaradan çıkan esir gibi- Varlık'ın anlamını kavrayarak ve hakikati görerek mümkündür. Hakikat olmadan özgürlük de yoktur. Hakikate tutunmayan özgürlük, öz-ü-gürlük değil, nefsani bir yanılsama ve hazsal bir hezimettir.
İnsan yeryüzünde şiirsel bir biçimde var olabildiği oranda kendi hakikatine yaklaşır. Bu yakınlık, onun varlığını daha fazla kılar. Ancak kendi hakikatini yaşayabilen insan daha fazla vardır. Diğer tüm var olma biçimleri (maddi, hazsal, şehevi, bağımlı, duygusuz vd.)
onu çoğaltmaz; tersine azaltır, azlaştırır ve fakirleştirir.