Son olarak İnsanın en derin bilgeliğinin inançla verilen cevaplara dayandığını anlamaya başladım ve benim bu yanıtları aklı dayanak göstererek reddetmeye hiç hakkım yoktu.
Bir insanın yaşayabilmesi için ya sonsuzu görmemesi, ya da hayati anlamına dair fani olan ile sonsuz olanı birleştiren bir açıklamasının olması bana şu an oldukça anlaşılır geliyordu.
Belki de zorlayıcı duygunun hayatımızdan çekilmesinin ardından gelen boşluğa, tam tersi olan olumlu duygunun geleceğine dair ümidimiz gerçekçi değildir. Zahmet azalınca daha az yorgun, daha fazla dinç hissetmeyi, emniyet artınca daha az korku hissetmeyi, stres azalınca da daha fazla mutlu hissedeceğimizi ummak çok makul beklentiler olmayabilir...