...dini ve siyasi mercilerin ayrımın ilk teorisyeni ve liberal demokrasilerimizin ilk modern düşünürüdür.
Ancak bizden daha da modern olduğunu düşündüğüm nokta, henüz ortada bile yokken demokrasilerimizin sınırlarını fark etmiş olmasıdır: Tutkularının kölesi olmaya devam etmelerinden ötürü, derin bağlılıktan ziyade ceza korkusuyla kanuna uyacak bireylerin akılcılıktan yoksunluğudur bu sınırları çizen. Oysa onun ifadesiyle "dışsal itaat" "içsel manevi faaliyetten" daha güçlüyse, demokrasilerimiz zayıflama tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Yurttaş eğitiminin hayati olduğunu hatırlatması bundandır. Bu eğitim genel bilgilerin öğrenilmesiyle sınırlı kalmamalı; birlikte yaşamayı, yurttaşlığı, kendini tanımayı ve akla başvuruyu kuvvetlendirmeyi de içermelidir. "İyice doldurulmuş" değil "olgunlaşmış" kafalar üretmeyi hedefleyen bir eğitimi savunan Montaigne'in izinde, Spinoza, gerçekten de neyin kendileri için iyi olduğunu ayırt edebilme konusunda ne kadar başarı- I olurlarsa-buna "kendine fayda" der-, bireylerin sorumlu yurttaşlar olarak başkalarına da o kadar faydalı olacaklarını bilir.