“Senin bahçende bir ağaç olmak istiyorum. Büyürsün, yetişirsin; kurur, kül olur, toprağa karışırsın. Ne güzel ekmek elden su gölden… Ağrı duymuyorsun,ağır ağır ölüyorsun ama hissetmiyorsun. İnsanın öldüğünü hissetmemesi iyi bir şey midir bilmiyorum ama ağaç olmanın birtakım başka faydaları vardır herhalde. İş yok, güç yok; yağmur yağdıkça büyüyorsun. Gökyüzünü düşün, dağları düşün, varlığını yokluğunu düşün; yalnızca düşün!”
“Birde kendimi çok beğeniyordum. En zor şey bunu yenmek oldu. Evet en zor şey budur; insanın yaptıklarını beğenmemesi. Hiçbir zaman iyi bir resimci olamayacağımı anladığımda çok rahatladım ve işte o zaman kendi renklerimi boyamaya başladım. Tevazu, bir gösteriş ya da hayatımızdaki küçük bir ayrıntı değildir. Kişinin, kendini anlamadığını kabul etmesidir. Kendini anlayanlara gelince… Onlara inanma!”
“Diyelim ki evlisin, karını seviyorsun, ama, bir başka kadına tutulmuşsun..”
“Bağışla beni, ama ben bunu hiç anlamıyorum. Bu, tıpkı iyice karnını doyurduktan sonra bir fırının önünden geçerken francala çalmaya benzer. Bunu nasıl anlamazsam, onu da öyle anlamıyorum.”