Halk içre bir âyineyim herkes bakar bir an görür,
Her ne görür kendi yüzün ger yahşi ger yaman görür.
(Halk içre bir aynayım herkes bakar bir an görür,
Her ne görür kendi özün ger yahşi ger yaman görür.)
Dedi ulular “levn‐i mâe levn‐i inâ” dır şüphesiz,
Kana boyanmış göz hemin Nîl ü Fırât‐ı kan görür.
(Ulu kişiler şüphesiz, “Suyun rengi kabın rengidir” dediler
Kanlanmış göz Nil ve Fırât nehrini kan görür.)
Şol câhil‐ü nâdânı gör örter Hakk’ı inkâr eder,
Kâmil olanlar kâmilin herbir sözü bürhân görür.
(Câhil ve haddini bilmez Hakk’ı inkâr eder ve örter,
Kâmil olanlar ise kâmilin herbir sözü işaret ve delil görür.)
Medh ile zemmi âlemin kıymette bir hardal değil,
Hâr o durur harmanda ol buğdayı kor saman görür.
(Âlemin övmesi ve kötülemesi kıymette bir hardal kadar değeri yok,
Diken gibi haliyle harmanda olan buğdayı saman görür.)
Tuttu rikâbın ârifin nice salâtin‐i ulu,
Kâmil olan sultânı gör dervişi ol sultân görür.
(Yüce büyükler ârifin eteğini tuttu,
Kâmil olan sultânı gör, dervişide sultân görür)
Dervişi Hakk yakmış iken anı yakan sultâna bak,
Hamam içinde dilberi görmez gözü külhân görür.
(Dervişi Hakk yakmış, sen onu yakan sultâna bak,
Hamam içinde dilberi görmeyenin gözü külhân görür.)