Bitti.
Nasıl başlayayım yazmaya diye düşünürken Oğuz Atay'ın tüm anlatmak istediklerimi bir paragrafa sığdırdığını fark ettim: "Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Ne kadar tanıdık değil mi? Yaşayamadan bir ömür tüketiyoruz. Ölünce ardımdan öldü değil de "yaşadı" diye bahsedilsin isterdim. Doğrusuyla, yanlışıyla ama içinden geldiği gibi yaşadı: "Kuş ölür, sen uçuşu hatırla."
"... bilinçli yalnızlık son derece üretken, verimli ve yaratıcılıkla dolu bir süreçtir."
Neden korkar insan yalnız kalmaktan? Kafka yalnız kalmasaydı Kafka olur muydu? Dostoyevski o psikozlu ruh halini yaşamasa hangi eseri çıkardı ortaya? Ya Jack London? Yaşadığı hayatı araştırdınız mı hiç? Annesinin bile sevmeyip yalnız bıraktığı çocuk... Nietzsche aşkına karşılık bulsa dağlara düşer miydi? -Yo yadırgamayın, kendisinin akıl hastanesine düşmüşlüğü de var.- En son ne zaman kendinizle baş başa kaldınız? Ne zaman ruhunuzun sesine kulak verdiniz? Öyle elinize kitap, telefon vesaire almadan... "Yalnız kalamayan insan sürekli meşgul çalan bir telefon gibidir ama farkında değildir. Kendini aramak aklına bile gelmez. Rehberinde koca bir dünya vardır ama kendisi yoktur."
"Mukayese etmeyin, kıyaslamayın. Başka hiçbir yol sizinki değildir."
Çok düşünüyorum, o halde yokum! Buradan René Descartes'a selam olsun. Her şeyi ince ince düşünen, kafaya takma ustası insanlar olduk. Gün içinde bedenimizin yorulması yetmiyor gibi başımızı yastığa koyduğumuzda zihnimize akın eden düşüncelerin
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nefsimin bana fısıldadıklarını hamdolsun kimse bilmiyor. Bilse, yüzüme bakacak insan pek kalmaz. Peki, insanlar bilse en fazla kimsem kalmazdı herhalde diyorum. Bu olayın bir veçhesi ya diğeri? Allah Teâlâ'nın bilmesi nasıl mevzu ama... Keşke Allah'tan da bir şeyleri gizleyebilsem. Öyle ya onun nimetlerinden istifade edip en çok ona yamuk yapıyorum. Üzerine bir de huzuruna çıkıyorum. Daha üzerine millete de dürüstlük ve ahlak satıyorum. Ulan ben nasıl adam olacağım? Nasıl bu nefsi diz çöktüreceğim? Ne zor işler bunlar...