Gökyüzünün ağlamaya başladığı Muş’un Yeşilyurt köyünde yıldızların gözyaşları ile
beraber toprağa çivilenmeye devam eden şimşeklerdi. Düştüğü yeri ikiye bölünmüş gibi
gösteren şimşekler de tıpkı gökyüzünün lacivert örtüsüne mıh gibi çakılan dolunay ile
birlikte lacivert gecede kendini ifşa etti. Kasvetli gece bir kararıp bir aydınlanıyordu.
Pencerenin kenarına tüneyip dışarıyı seyreden Aysima , dünyadan kopuk bir vaziyette
derin derin düşünüyordu. Gökyüzünde olup bitenleri o an düşündüklerinin önüne
geçiremeyen Aysima’nın belli ki başka bir dünyası vardı ve güneşin değil de ilk
gördüğü andan itibaren kendisi için yeni bir yaşam kaynağı olmasını arzuladığı
Dilaver Bey’in oğlu Naim’in etrafında dönüyordu.
....