Sezer Akbaş

Sezer Akbaş
@Sezerakbs
》Demek ki arkadaş olmak için, bir canlıya ya da bir insanoğluna gerek de olmayabilirmiş. Adına radyo denen bu bir avuçluk metal yığını, bana çocukluğumun o soğuk ve ıssız gecelerinde kanlı canlı bir insan gibi arkadaşlık etti bir bakıma. Hatta, ruhumda gezinip duran boşlukların karanlığından tuttu da, beni kendisine bir daha kopmamacasına sımsıkı bağladı.
Everest Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Akıldan geçen her şey insanoğluna söylenmez evlât, kimi zaman sadece taşlara...
Sayfa 87 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
... Sokak diye biz uzun süre kemik çıtırtılarının üzerinde yürüdük seni anlayacağın, hava diye ciğerlerimize kemik çıtırtıları çektik, ekmek diye kemik çıtırtılarını yedik, su diye kemik çıtırtılarını içtik ve günden güne neredeyse insan suretinde gezinen birer kemik çıtırtısına benzedik. Öyle ki tepemizde güneş bile bu çıtırtılarla perdelendi de, o günlerde her yer karardı sanki. Ne bileyim, birdenbire dünyanın üzerine gece çökmüş gibi oldu.
Sayfa 83 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
... Hayatı okumasını bilmeyen bu koyun ruhlu insanlar gene bir köşeye çekilip gözlerini diker, gene ağızlarını birer evlek açar ve olup bitenlere sinir bozucu bir şekilde gene ölüce öylece aval aval bakarlardı...
Everest yayınları·Kitabı okudu
... Buralarda yaşayan şu ciğeri beş para etmez insanlar da, bir köşeye çekilip benim çocuklara nasıl patakladığımı seyretmekten başka hiçbir şey yapmadılar. Doğrusunu istersen, başlangıçta onların bu davranışı fenâ hâlde rahatsız ederdi beni. Ne bileyim, hangi açıdan bakarsam bakayım, bir insan olarak, İnsan denen yaratığın bu denli gamsız oluşunu bir türlü hazmedemezdim. Böyle gamsız olmakla sadece insanları değil, aynı zamanda hayvanlara ve bitkilere de ihanet ediliyormuş gibi gelirdi bana. Hatta, var olan her şeye apaçık hakaret ediliyormuş gibi gelirdi...
Everest yayınları·Kitabı okudu
Reklam